[Vedat Nedim Tör / Ocak 1932]
Harf İnkılâbı
İşte inkilâbımızın orijinal ve bakir bir cephesi daha..
Harf inkilâbı temamile Türk inkilâbına has bir hamledir. Türk dehası, amelî ve cezrî bir dehadır. Her şeyin daima en maksada uygun olanını bulur ve benimser. Arap harflerini islâh tecrübesine kalkışan gülünç zihniyet Türk değil, Osmanlı zihniyetidir! Millî kurtuluş hareketile kendini bulan ve Gazi Mustafa Kemalin şahsında en kuvvetli mümessilini yaratan türk dehası, derhal “islâhcılık” zihniyetinden “inkılâpcılık” zihniyetine geçti. İçtimaî inkilâbımızın her safhasında aynı zihniyetin yaratıcı hamlelerini görüyoruz. Saltanat yerine Cümhuriyet, Mecelle yerine Medenî kanun, Fes yerine Şapka, arap harfleri yerine yeni türk harfleri.
Yeni harflerimizi millî kurtuluş hareketimizin en modern bir silâhı olarak tanıyoruz. İnkilâbı, halkın ruhuna sindirmek için en mükemmel vasıta yeni harflerîmizdir. Halkın bilgi ve kültür seviyesini yükseltmek için yeni harflerimiz en kuvvetli bir maniveladır.
Halka yeni harfleri öğretmek için millet mektepleri kâfi gelmedi. Şehirlerde ve ille köylerde okuma, yazma bilmeyenlerin adedi zannedildiğinden daha çok üstündür.
Ümmiliğe karşı daha radikal ve daha geniş mıkyaslı mücadele şekilleri bulmak lâzım.
Meselâ: Tatil aylarında şehir kenarlarında kamp kuran, avarelikten canları sıkılan, kahvelerde pinekliyen mekteplileri seferberedip köylere gönderemez miyiz?
Kamplarını köylerde kursunlar ve her okuma yazma bilen mektepli bir ümmî köylüye okumak ve yazmak öğretmek mecburiyetinde olsun. Bu vazifesinde muvaffak olanlara ümmilikle mücadele madalyaları dağıtılarak bu işe ideal bir mahiyet de verilebilir.
Bu sayede şehir çocuğu, köylülerimizi ve köylerimizi tanıyacak; köylülerimiz, şehirli gence ısınacak. Köy ile şehir arasında bir kanal açılmış olacak.
Şehirli genç, üstüne aldığı içtimaî vazife ile inkilâbı daha iyi benimseyecek. Evvelce hazırlanması lâzımgelen vahdetli bir programla köylerde takip edilecek müsamereler, konferanslar, oyunlar, spor, idman şenlikleri, gramofon, radyo, fotograf hattâ sinema gibi köyün yabancı olduğu kültür vasıtaları köyün durgun ve geri muhitini devâsa bir motör gibi harakete getirecek.
Hele kamplarda bir kaç muallim, ziraatci, doktor da bulunursa köyün yalnız okuma yazma vaziyetinde değil sıhhat, ziraat, hayvan bakımı işlerinde de bir değişiklik doğacak.
Kısaca köy kampları inkilâp kampları olacak.
Fakat sadece yeni harfleri öğretmek yetmez. Okutmak ta lâzım. Neyi okutmak?
Köylüye verebileceğimiz kaç eserimiz var?
O halde sistemli bir halk neşriyatına da şiddetle muhtacız.
Bütün bunlar yapılsa – ki yapılabilir, yapılmalıdır – o vakit daha geçenlerde bir köylü kızile aramızda geçen şu tarzda bir muhavereye bir daha şahit olmayız:
- Kız okuma, yazma öğrendin mi?
- Hayır..
- Neden?
- Çarşıdan hoca efendiye kâğıt gelmiş artık halkı okutma diye..
Çarşıdan, yani kasabadan, yani hükûmetten köyün hoca efendisine gelen o kâğıt, tabiî ki, halkı Arap harflerile okutma diye idi.
Bakın köyün yobazı bu inkilâpçı emri nasıl bir irtica propagandasına âlet ediyor?
Şehirli gençleri tatil aylarında köylere saferber etmek, harf inkilâbına yakışır inkilâpçı bir tedbirdir.
Her inkilâp, inkilâpçı tedbirlerle yaşar, yayılır ve gürbüzleşir.