Objektif mevzuu, milletimizin tam ve noksansız kurtuluşu olan inkılâbımızın gittikçe mürekkepleştiğini ve mürekkepleştikçe derinleşerek verimlileştiğini görmemek, ya millet davası ile bir alâkasızlığın yahut bit kısa ve kifayetsiz görüşün eseri olabilir.
***
Millî kurtuluş inkılâbımız, sokak nümayişleri, beynelmilel konferans ve müesseselere yalvarma istidaları takdimi gibi ancak şaşkınlığın ve aczin tavsiye edebileceği hareketler üzerinde kalarak milletin mukadderatını bir takım gecikmelere salmadan yahut bir takım çıkmazlara sokmadan, Sivas ile Lausanne arasındaki yolu bir hamlede söktü. Millet, bu hamlesile, harice karşı siyasî istiklâle götüren destanını yazdı.
***
Bunun hemen arkasından, haricî istismarın Türk topraklarında bir acentası ve bir uşağı olan sarayı ve onunla beraber teokratik müesseseleri birkaç satırlık bir karar ile ilga etti. Millet, bu hamlesile, kendi kendisine karşı siyasî istiklâle götüren destamm yazmış oldu.
***
İstismarcı garp medeniyetinin istismar mekanizmasındaki sırrı, onun liberal ve ferdiyetçi iktisat nizamında teşhis ederek, bu nizam ile olacak karşılaşmalarında devletçi iktisadın tek el ve tek görüşle ve her defasında milletin ileri menfaatlerine uygun olarak sevk ve idare edilen kontrolünü kabul etmekle ve ziraatçi ve ham maddeci bir yarı müstemleke bünyesinden en ileri teknikle takviye edilecek bir ziraatçi, ham maddeci, sanayici ve millî sermayeci bir muasır millî iktisat bünyesine geçmek kararını vermekle, millet, iktisadî mücadelesinin ve iktisadî kurtuluşunun destanını yazmağa başladı.
***
Siyaseten hür ve iktisaden cüzü tam bir bünyeye istihalesini yaparken garp milletlerini birer tezatlar mecmuası haline getiren sınıf davalarını sınıfların teşekkülünü peşinen önlemekle, reddeden Türk milleti, bu hareketile ileri bir sosyal nizamın temellerini attı.
***
Siyasî ve iktisadî cüzü tam olmanın fikrî istiklâle bağlı olduğunu bilen Türk milleti, hem kendi ve hem de dünya tarihini hem kendi ve hem de dünya iktisadiyatını müstakil bir görüşle tetkik ve tedvin etmek yoluna giderek «ilmî görüşle istiklâl» ve «ilmî görüşteki her türlü tağşişleri teşhir» kaidesini tatbik etti.
***
Bunu yapmakla Türk milleti, Türk ilminin temellerini almış oldu. Mürekkepleştikçe derinleşen Türk inkılâbı, düşünce ve hareket arasındaki vahdeti, gün geçtikçe daha fazla tesis eylemektedir. Ve yapı arsasının henüz tozlu topraklı havası, hem gürültülü ve hem de hoyrat faaliyetleri arasında, Türk milletinin yapısı, on dokuzuncu asrın hatalı ve yanlış hesaplı plânlarına göre değil, yirminci asrın şuurumuza akseden kaidelerine göre genç ve zinde yükselmektedir.
***
Bunun böyle olduğunu görmiyenler olabilir. Bunları ayıplamak bile fuzuli bir zahmettir. Bunlar, mürekkepleştikçe derinleşen inkılâbımızın heyecan ve inanç havasında daima bir yabancı ve işe yaramaz unsur gibi kırıntı ve köpük halinde, yaratılmakta olan millet maddesinin dışına atılacaklardır. Çünkü bunlar, bırakmakta ve kendisinden uzaklaşmakta olduğumuz cemiyetin dahi tortusuna ait unsurlardır.
***
İnkılap yürüyor.