Fikir hareketi, yaşama ve yaratma kabil’yetinde olan cemiyetlerin işidir.
Dahilî bünyesi, çölde kalan bir İsrâil sıptının mekanizması kadar basit bir «iptidaî cemiyet»te fikir hareketi olamaz. Bir Orta Çağ iskolastizminin, her şeyi ebedî kaidelere rapteden muzlim durgunluğu içinde bir fikir hareketi olamaz.
Fikir hareketi vermiyen, bulunduğu noktada kalan, yeni fütuhat peşinde yeni hamleler yapmıyan bir donmuş ve terakkiden kalmış cemiyetin havasında ise, ancak inhilâl unsurları gıda bulabilir.
Biz, inkılâbımız ilerledikçe ve derinleştikçe, onun nazarî mahiyeti ve ideolojik esasları etrafında büyüyen fikir taharrilerinin de genişliyeceğine ve derinleşeceğine eminiz.
İdeoloji nedir?
İdeoloji, bizi ihata eden cemiyet şartlarının, bizim dimağımıza in’ikâsı ve bu in’ikâsların muayyen formüller ve doktrinler şeklinde ifadesidir.
Bizi ihata eden cemiyet şartları, başlıca iki şekil ve istikamette bize tesir ederler:
1- Bu şartların bir kısmı, insanla tabiatın münasebetleri şartlarıdır. Bunlara teknik şartlar derler. Teknik, cemiyet hayatının bakası için, insanla tabiatın temasına vasıta olan (istihsal vasıtaları) demektir.
Bu vasıtalar cemiyetin içtimaî iktısadî nescine, ve dolayısile ahlâk, hukuk san’at, v.s. telâkkilerine tesir ederler. Teknik şartları geri bir cemiyette, ileri bir kültür hayatının teessüsüne ihtimal yoktur. İleri cemiyet, müterakki istihsal usul ve vasıtalarına istinat eden, yüksek ilim, ahlâk, san’at telâkkilerine, hulâsa yüksek bir kültür hayatına sahip olan cemiyet demektir.
2- İkinci nevi şartlar, insanların kendi aralarında, yani insanlarla, insanlar arasındaki münasebet şartlarıdır. Bunlara da Sosyal şartlar denir.
Cemiyet içinde tekniğin, yani istihsal usul ve vasıtalarının değişen, ve fakat aynı zamanda, bizzat usul ve vasıtalar üzerine de müessir olan bu sosyal şartların heyeti mecmuası, cemiyetin manevî bünyesini verir.
İşte bir cemiyetin ideolojisi, o cemiyetin içinde yaşadığı bu teknik ve sosyal şartların, muayyen prensiplere göre ve onların inkışaf istikametleri dahilinde izah ve ifadesidir.
***
Fikir arayışı ve fikir hareketi, membaları kuruyan ve yosunlaşan yorgun, argın bir suyun akışı gibi, sessiz, sadasız cereyan etmez.
Fakat, fikri taharriye sevkeden asîl münevverlik heyecanı, bu heyecana yol gösteren mütecanis bir usul elde baki kaldıkça, yani arayış tereddi etmedikçe, fikir hareketlerinin şiddetinden cemiyet, ancak istifade eder.
Fikir hareketinden çekinen cemiyet, ancak, kendine uygun ve kendine hâs olan âlemi telâkki tarzını bulamıyan, yani kendi İDEOLOJİSİNİ yapamıyan cemiyettir.
Biz inanıyoruz ki, Türk inkilâbı kendi ideolojisini tedvin etmekle ve Türk cemiyetinin âlemi telâkki tarzı, hiç bir içtimaî telâkki sistemi karşısında, zayıf, mücadeleye elverişsiz ve mücadeleden müçtenip kalmamatkadır.