Werner Sombart, en son eserinde Almanya’nın Gazi, Lenin, Mussolini çapında bir «irade adamı»na muhtaç olduğunu, aksi takdirde kaos’a doğru yuvarlanacağını söylüyor.

İnsan zekâsının tecellî ettiği bütün sahalarda yarattığı kabiliyetlerin bolluğile mümtaz bir mevki kazanan Alman milleti, bugün irade kısırlığının ıstırabını çekiyor:

Yapılması lâzım geleni bilen, fakat yapamıyan; yapmak için her vasıta ve imkana malik bulunan fakat bütün bunları emrine râmedemiyen; bolluk içinde kıtlık çeken; varlık içinde yoksulluk geçiren Alman milletinin kuvvetli bir irade adamına olan hasretinin şiddetini, ancak yoktan var olan Türk milieti takdir edebilir.

O Türk milleti ki, her türlü vasıta ve imkânlardan mahrumdu; bolluk içinde değil, kıtlık içinde idi; varlık içinde değil, yoksulluk içinde idi; fakat bir «tek irade»nin etrafında birleşmesini bildi.

***

Alman milletinin ıstırabı beynelmileldir.

Onu tatmayan mes’ut milletleri saymak için beş parmak bile çok gelir!

Muhakkak ki, dünya buhranı var. Fakat irade adamı buhranı daha keskindir..

Yıkılmaya mahkûm olanı bir hamlede yıkmakta tereddüt eden, «eski»nin lime lime bezini, «yeni»nin katı demirine dikmeğe yeltenen, mazinin kanserli rahminden istikbalin gürbüz çocuğunu bekliyen, kösemeni «idarei maslahat» olan idare adamlarının dünyası, ne mümkün, bugünkünden başka olabilsin?

İnsanlığın kurnaz politikacılara değil, acar kahramanlara hasreti var!

***

Asyanın ve Afrikanın esir milletlerine haşmetli bir «kurtuluş timsali» olan Türkiyenin irade bereketi, muhakkak ki, birçok garp milletlerinin de içinde gizli bir arzu gibi yanıyor..

Tabiati iradesine râmeden medenî insanın cemiyet şartları karşısındaki aczi ne hazin bir tecellidir!

İrade adamının yakın ve cezrî bir müdahalesi olmazsa, korkulur ki, yeni bir âleme gebe olan insanlık bir cenin düşürtsün; irade adamının nâzım kudreti, mevcut objektiv imkân ve şartları kanalize edemezse, korkulur ki, müzminleşen tereddî ve anarşinin sonu bir katastrof olsun..