Ankara, Moskova ve Roma, harpsonu devrinde, her biri bir başka mahiyet ifade eden üç büyük cemiyet hareketinin, üç merkezi ve üç mihveridir.

Ankara, Moskova ve Roma arasında müşterek olan nedir?

Dar görüş ve manasız görüş, bu sualin cevabını derhal, dar ve manasız bir politika kombinezonu içinde aramak ister. Halbuki bizce her üç harekette de asıl olan, bu hareketlere sahne olan her üç memleketin, klâsik yollar ve kaideler haricinde «yeniden ve teknik kuruluşu»dur. Bu kuruluş cidalinde şart olan inkılâp idealizmi ve nefs feragati, her üç hareketin rehper kadrosu için, zarurî bir ahlâk iştirakini ifade eder.

Metot ve ahlâk iştiraki, Ankara, Moskova ve Roma’nın müşterek seciyesini teşkil edecektir denilebilir.

Fransız ihtilâli, Osmanlı İmparatorluğu siyasetinde ifadesini, bir «reisülküttâp Atıf Efendi lâyihası»nda bulmuştu. Bu lâyihada Fransız ihtilâli bir «hurucu-alessultân» ve Fransız ihtilâlcisi bir «zındık» diye tarif olunuyordu.

Lâkin Yeni Türkiye, eski Osmanlı Türkiyesi gibi, hudutları ve gümrükleri dünyanın bütün müdahalelerine açık, fakat müşahede ve idrak kapıları, âlemi hariciye sıkı sıkıya kapalı, bir uykulu memleket değildir.

Bunun içindir ki, Yeni Türkiyenin hükûmet reisi şimdi, Atıf Efendi an’anesine hâlâ bağlı yaşayanların vebalı ilân ettikleri iki muasır cemiyet hareketini, kendi akışlarında bizzat görmek ve kendi içlerinde bizzat tanımak cesaretini kendisinde duymuştur.

Büyük adam ve cesaretli adam, içinde yaşadığı zamanın bütün şartlarını ve bütün unsurlarını ayrı ayrı gören ve ayrı ayrı hesaba katan adamdır.

Büyük adam ve cesaretli adam, kendi etrafında yaşayan bütün cemiyet hareketlerile hesaplaşmasını bilen, bu hareketlerin cereyan ettiği sahanın bütün topografisini adım adım tanıyan ve bu saha üstünde harekete gelen bütün kuvvetleri göz önünde bulundurup kendi tabiyesini kendi idrakinin isabetine ve istiklâline istinat ettiren adamdır.

Bu itibarla biz, hükûmet reisimizin ve onunla beraber bugünkü Türkiyenin idaresinde mes’uliyet sahibi olan bir kısım fırka unsurlarının, iki büyük cemiyet hareketini temsil eden iki komşu memleketteki tetkik teşebbüslerini, hem doğru, hem cesaretli bir hareket olarak alıyor ve takdir ediyoruz.

Yeni Türkiyenin ahlâk, tecrübe, metot ve teknik mübadelesi yapabileceği memleketler, ancak, cemiyetin maddî bünyesinin yeniden ve teknik kuruluşu mücadelesi içinde ilerliyen ve bu cidalde silâhı, her şeyden evvel, inkılâp entuzyazmı ve «nefs feragatinde kahranlanlık» olan yeni memleketler olabilir.