Dil kurultayı. Yine büyük milletin yüzünde büyük gönlünün efkârlanmağa başladığı okunuyor. Her kendi içine döndükçe, o durgun gönül bulanır, o yeğit başı dumanlanır ve toprak – ananın başaklarını cömertçe salması gibi ana – millet büyük hâdiselere gebe kalır. Millet, Dil Kurultayı’nda. Yeni dil doğuyor.
Dört adam, bir tabutu sessizce serviliklere taşıyorlar. Beşiktekiler farkında mı? Enderunun bir sadık kulu daha, OSMANLICA, ömrünü tamamlamış, gidiyor. Beşiktekilere ne mutlu! Osmanlı yarımüstemlekesinin bu sırasıra mevtalarını gömmek için ömürlerinin arsasında bir mezarlık payı ayırmağa mecbur kalmıyacaklar. Yeni yapılardan başka birşey görmiyecek onların: dümdüz temizlenmiş, sınırsız gönülleri.
Biz halbuki bir nesiliz ki, milleti millet yapmak, onu toprağında müstakil, tarihinde müstakil, iktisadında müstakil ve dilinde müstakil bir varlık kılmak için esen inkılâp kasırgasının yıktıklarını sırtımıza alıp hayatın dışına atmakla mükellefiz. Ömrümüz böyle geçecektir. Yeniyi getirmek için, İnkılâp, bizi eskitecektir.
Fikri uğruna cefa ve mihnetleri gönlüne alamayam adam nasıl inkılâpçı sayılamaza, üzerine aldığı işlerin ilk mirasyedisi olmak sevdasına kapılan nesil de, inkılâp yaptığını ileri süremez. Bunun içindir ki, çetin borcumuzun bir türlü bitmediğini görmek, bizim için, borcumuzu iyi ödemekte olduğumuzun delilidir.
Şimdi yeni dil doğuyor. Biz hâlâ bir parçacık olsun, eskiyi yazıyoruz. Bundan sonra yazmayacağız. Yazmamak için de konuşmayacağız. Bu ne çetin bir karardır. Titriyenler ve bu kararda daha ileri gidilmemesi için yalvaranlar, kararın çetinliği hakkında tam fikir sahibi olanlardır.
Fakat inkılâp içinde bulunulur ve inkılâba inanılırsa, çetin kelimesinin, hangi sahada bir manası kalır?
Dil Kurultayı’nda yeni dile gidiyoruz.
Bu dil herşeyden evel bir büyük dil, yani bir kültür dili olacaktır. Kültür dili, çok insanlar tarafından konuşulan dil demektir. Fransızca gibi, Almanca gibi. Bu dillerin herbirini en aşağı 100/milyon insan konuşur. Fakat dünyada 50/milyon Fransız, ancak o kadar İngiliz ve 80/milyon Alman vardır. Biz dünyada en az 60/milyon Türk olduğunu, saymaksızın biliyoruz. Şu halde Türkçe, zaten büyük bir dildir.
İstiyoruz ki, Kurultay’ın asgarî hesapları bu 60/milyon Türke istinat ettirilsin. Duraklama devirlerinde bile Türkçenin meddücezrini, Akdenizle Sarıdeniz arasında tespit ediyoruz. Yeni dilimizin bir büyük dil bir kültür dili olması için en gönülsüz ölçü, duraklama devirlerinde hükmü altında tuttuğu sahadır.
Yirminci asır Asyanın uyanışını müjdelerken bütün Orta Asyayı bir güzel vatanın türbesini bekler gibi elinde tutan Türklük: dili dirilirken ve dili ile beraber bütün tarihi ve bütün kültürü tozlarını silkerek ayağa kalkarken, bu dilce ve tarihçe dirilmede (en kararlamadan hesap) eski yurdun eski kaynağında yeni dilinin ve yeni dili ile beraber yeni kültürünün şahlanmasını görmek ister. Amerika Amerikalıların fakat Amerika İngiliz dilinin ve İngiliz kültürünün eseridir.
Yeni dil, büyük dil, kültür dili Türkçe ne İstanbul saksısında ne de Anadolu bahçesinde gelişebilir. Onun mevcut boyunu ve ihtişamını idrak edeceği saha, onun çocukluğunu ve haşardıklarını kucaklamış olan sahanın kendisidir. Yeni dil, daha bugünden, 60/milyona göre kesilmesi lâzım bir han ve kültür bağıdır.