[Falih Rıfkı Atay, Kronikler / Eylül 1932]

(5.9.1932 tarihli Hakimiyeti Milliyeden)

Türk inkılâbı için en faydalı fikir eserlerinden başlıcası, Şevket Süreyyanın yeni çıkan «İnkılâp ve Kadro»su olduğuna şüphe yoktur. Şevket Süreyya bu kitabında İnkılâp Türkiyesinin toptan yekûn inşa plânı hakkında esas prensiplerini izah etmektedir. Türk inkılâbı nedir? Harpsonrası inkılâpları ile karşılaştırıldığı zaman, kendisinde gerek millî gerek beynelmilel hangi hususî kıymetler tebarüz eder? Türk inkılâbı garp ve şarkı, dünya buhranını, milletler arasındaki fikir cereyanlarını nasıl görür ve muhakeme eder? Kendi buhranı ne­dir? Türk inkılâbının çocuğu, genci, terbiyesi, iktisadı, fırkası, hulâsa nizamı nedir, ne olmak gerektir?

Şevket Süreyya eserinde bütün bu suallere cevaplarını vermektedir. Nikbin, asil ruhlu, ve yapıcı bir milliyetperver, işte eserin içinde dolaşırken hiç bir zaman gözden kaybetmediğimiz adam! İnkılâp ve Kadronun hiç bir sayfası ve satırı üstünde bedbinlik, tereddüt ve şüphe gölgesi görünmez. Şikâyeti açık, davası açık, sözü ve düşünüşü açıktır: Bunlar düsturlar değil, münakaşalardır. Şevket Süreyya bir tercüme -kafa olmadığı gibi, kalp- fikirlerden de ölüm korkusu ile kaçar. İnkılâp ve Kadro’da donmuş ve şekilleşmiş düsturlar yok değildir: Bunlar Türk inkılâbının temel – prensipleridir. Şevket Süreyya bu prensiplerde başkasile değil, kendisile de münakaşa kabul etmez.

Türkiyenin memleket ve millet olarak bütün şartları göz önüne getirildikten sonra, memleket ve millet olarak topyekûn inşası gibi başdöndürücü bir müşkülât, ancak ilim görüşü ile inkılâpçı imanının yuğurduğu yıpranmaz bir karakter ve sabırsız bir aşk tarafından yenilebilir.

İnkılâp Türkiyesi büyük ve zor bir iştir. Büyük ve zor olduğu için hayatta hakikî şeref ve hakikî eser yaratmak ihtirasında olanlar için en mümbit topraktır. Büyük davalar, büyük iddialar ister. Şevket Süreyyanın da iddiası büyüktür. Mubarrir iddia ve heyecanının öz ateşini, Türk kurtuluş hareketinin irade kaynağından alır. Bu kaynak, tılsımlı bir kuyu gibi, bütün dertlerin devasını verir. Bu kaynağın sıcak ve esrarlı havasını teneffüs edenlerden bütün menfi‘ler eriyip gider; yağ tabakasından kurtulmuş adele gibi, genç irade, müsbet‘in bir yıldırımı haline gelir.

Ankaranın yayla havası sağlam bünyeler için en temiz, sıhhatli ve şevk verici havadır; bu havaya yalnız çürük ciğer ve bozuk kalp tahammül etmez. İnkılâp havası, başka türlü değildir. Şevket Süreyya gibi aşklı inkılâpçıların düşünceleri tembeli ümitsizleştirir; oportünisti korkutur; gündelikçiyi isyan ettirir. Çünkü onlar inkılâbı yan yatarak otlanacak düz bir çayır zannederler. İnkılâpçı düşünceler, yalçın kayalar üstünde sıçrıyan hamlelerdir. Hamleci otla beslenmez ve yatarak değil, gözü açık rüya görür.

Şevket Süreyya İnkılâp ve Kadro‘sunu bir nizamname olarak vermiyor; bir anahtar projesi olarak veriyor. Acaba fikir adamlarımızın fikri nedir? Muharrir, Darülfünun mükâfatının pek kıymetli olduğunu bilir. Fakat daha uçuz olan tenkit atiyesini beklemekte haklı değli midir?

***

İnkılâp ve Kadro’yu okuyunuz!

***

İmtiyaz Sahibi: Yakup Kadri – Neşriyat müdürü: Dr. Vedat Nedim
Matbaacılık ve Neşriyat T.A.Ş. – İstanbul