<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KADRO DERGİSİ &#187; Kronikler</title>
	<atom:link href="http://kadrodergisi.com/eskisayilar/category/kronikler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar</link>
	<description>Eski Sayılar (1932-1934)</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Oct 2011 04:49:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Üzüm Meselesi</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/uzum-meselesi/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/uzum-meselesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 22:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[[Başyazı / Ağustos, 1932] Türkiye&#8217;de halledilmesini bekliyen bir tütün, bir afyon meselesi olduğu gibi bir de üzüm meselesi vardır. En mühim ihracat mahsullerimiz gibi üzüm de satış imkânsızlıkları ile karşılaşmaktadır. Fakat bütün bu imkânsızlıklar tıpkı diğer mahsullerimizde olduğu gibi bir organizasyon fıkdanından doğmaktadır. Meselâ üzümcülükte harpten evvel piyasayı dikte etmek vaziyetinde bulunan Türkiye bugün bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Başyazı / Ağustos, 1932]</p>
<p>Türkiye&#8217;de halledilmesini bekliyen bir tütün, bir afyon meselesi olduğu gibi bir de üzüm meselesi vardır. En mühim ihracat mahsullerimiz gibi üzüm de satış imkânsızlıkları ile karşılaşmaktadır. Fakat bütün bu imkânsızlıklar tıpkı diğer mahsullerimizde olduğu gibi bir organizasyon fıkdanından doğmaktadır. Meselâ üzümcülükte harpten evvel piyasayı dikte etmek vaziyetinde bulunan Türkiye bugün bu hâkim mevkiini tamamen kaybetmiştir. Bu piyasayı kaybetme keyfiyeti hem istihsalinin hacmi hemde satış imkânları noktai nazarındandır.</p>
<p>Bazı rakamlara bakalım:<span id="more-676"></span></p>
<h4>Çekirdeksiz kuru üzüm yetiştiren memleketler:</h4>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>-
</td>
<td>1913
</td>
<td>1925-31&#8242;de vasatî istihsal<br /> (ton)
</td>
</tr>
<tr>
<td>1- Kaliforniya
</td>
<td>8.040
</td>
<td>240.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>2- Yunanistan
</td>
<td>106.240
</td>
<td>120.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>3- Türkiye
</td>
<td>52.000
</td>
<td>50.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>4- Avusturalya</td>
<td>500
</td>
<td>45.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>5- İran
</td>
<td>30.000 </td>
<td>40.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>6- İspanya
</td>
<td>24.000
</td>
<td>16.000
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Son sekiz sene zarfında Kalifor­niya istihsali 10 misli, Avusturalya&#8217;nın 6 misli, İran&#8217;ın 2 misli artmıştır. Türkiye ise harpten evvel dünya rekoltesinin dörtte birini verirken bugün onda birini vermektedir.</p>
<p>Rakip memleketler istihsallerini mütemadiyen tevsi ederek piyasalar fetederken bizim üzümlerimiz mütemadiyen fiatlarından kaybetmişlerdir.</p>
<h4>Senelere göre fiatların seyri:</h4>
<table cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td>Sene
</td>
<td>Azamî
</td>
<td>Asgarî
</td>
<td>Vasatî
</td>
</tr>
<tr>
<td>1922/24
</td>
<td>80-100
</td>
<td>&#8211;
</td>
<td>&#8211;
</td>
</tr>
<tr>
<td>1925
</td>
<td>74
</td>
<td>28
</td>
<td>49.46
</td>
</tr>
<tr>
<td>1926
</td>
<td>63
</td>
<td>32
</td>
<td>49.66
</td>
</tr>
<tr>
<td>1927
</td>
<td>62
</td>
<td>28
</td>
<td>44.00
</td>
</tr>
<tr>
<td>1928
</td>
<td>51
</td>
<td>16
</td>
<td>27.00 (büyük sukut senesi)
</td>
</tr>
<tr>
<td>1929
</td>
<td>60
</td>
<td>20
</td>
<td>29.00 (büyük yağmur senesi)
</td>
</tr>
<tr>
<td>1930
</td>
<td>60
</td>
<td>20
</td>
<td>32.00
</td>
</tr>
<tr>
<td>1931
</td>
<td>60
</td>
<td>30
</td>
<td>40.00 (Türkiye ve Yunanistanda<br />büyük donlar)
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Harpten sonra bilhassa son senelerde kaybettiğimiz büyük piyasalardan en mühim ikisini misal alalım:</p>
<p>İngiltere&#8217;ye en ziyade üzüm ithal eden memleket (Korenk üzümü hariç olmak üzere) vasatî 30.000 tonla Avusturalya&#8217;dır. Diğer memleketler şunlardır:</p>
<table cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td>Türkiye
</td>
<td>16.000 tonla 2inci
</td>
</tr>
<tr>
<td>İspanya
</td>
<td>16.000 tonla 3üncü </td>
</tr>
<tr>
<td>Girit
</td>
<td>2.000 tonla 4üncü </td>
</tr>
<tr>
<td>Yunanistan
</td>
<td>1.800 tonla 5inci </td>
</tr>
<tr>
<td>Rusya
</td>
<td>1.600 tonla 6inci</td>
</tr>
<tr>
<td>Cenubî Afrika
</td>
<td>1.000 tonla 7inci </td>
</tr>
<tr>
<td>Sair memleketler
</td>
<td>4.600 </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Türkiye&#8217;nin İngiltere&#8217;nin üzüm ithalâtında mevkii onda birdir. Halbuki harpten evvel 1912&#8242;de Türkiye İngiltere&#8217;ye 21.000 ton üzüm ithal ederek birinci gelirdi. 1912&#8242;de İngiltere&#8217;nin umumî üzüm ithalâtı 24.000 tondu. Harbi müteakıp üzüm istihlâk piyasası fevkalâde genişliyerek istihlâk hemen iki misli oldu. Türkiye bu fırsattan istifade edememiş ve İngiltere&#8217;ye olan satışları üç misli düşmüştür.</p>
<h4>Almanya&#8217;ya üzüm ithal eden başlıca memleketler:</h4>
<table cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td>-
</td>
<td>1930
</td>
<td>1931
</td>
</tr>
<tr>
<td>Türkiye
</td>
<td>17.000 </td>
<td>13.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>Yunanistan
</td>
<td>6.000 </td>
<td>6.500
</td>
</tr>
<tr>
<td>İran
</td>
<td>500</td>
<td>5.000
</td>
</tr>
<tr>
<td>Kalifornia
</td>
<td>6.000 </td>
<td>6.000
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Almanya&#8217;da birincilik mevkiimizi nisbeten muhafaza etmekle beraber son senelerde vaziyetimiz şöyle olmuştur:</p>
<p>1926 senesinde Almanya üzüm ithalâtının yüzde 63.4&#8242;ünü Türkiye verirken 1930 senesinde 54.8&#8242;ini vermiştir. Yunanistan ise 1926&#8242;da Almanya ithalâtında yüzde 13.13 yer tutarken 1930&#8242;da hissesi yüzde 18.7 olmuştur. </p>
<p>Hamburg piyasasında rakiplerimizin mükemmel propaganda teşkilâtları vardır. Mükemmel satış teşkilâtları vardır. Bu işler için hem devlet hem fertler müttehiden çalışır. Rakiplerimiz hem istihsali hem satışı organize etmişlerdir. Halbuki biz bu güne kadar teşkilât namına bir şey yapmadık. Diğer mahsullerimiz gibi üzüm mahsulümüz de başı boş kaldı. İrili ufaklı mutavassıtların tağşişlerine, her türlü hilekârlıklarına mevzu oldu. </p>
<p>Üzüm satışlarımızın başı boşluğuna bir misal verelim: </p>
<h4>1932 mart piyasasına göre Ham­burg&#8217;ta fiatlar:</h4>
<table cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td>-
</td>
<td>4 mart
</td>
<td>17 mart
</td>
<td>31 mart
</td>
</tr>
<tr>
<td>Üzüm numarası</td>
<td colspan="3" rowspan="1">(florin)
</td>
</tr>
<tr>
<td>7
</td>
<td>43 </td>
<td>42
</td>
<td>43.2
</td>
</tr>
<tr>
<td>8
</td>
<td>44</td>
<td>43</td>
<td>45
</td>
</tr>
<tr>
<td>9
</td>
<td>45</td>
<td>45</td>
<td>47
</td>
</tr>
<tr>
<td>10
</td>
<td>50</td>
<td>49</td>
<td>51
</td>
</tr>
<tr>
<td>11
</td>
<td>53
</td>
<td>54
</td>
<td>55
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td>Üzüm numarası</td>
<td>17 şubatta
</td>
<td>Okka ve Türk lirasına tahvil<br /> edildikten sonra
</td>
</tr>
<tr>
<td>7
</td>
<td>44 florin
</td>
<td>48.00 kuruş
</td>
</tr>
<tr>
<td>8
</td>
<td>45 florin</td>
<td>49.00 kuruş</td>
</tr>
<tr>
<td>9
</td>
<td>47 florin</td>
<td>51.18 kuruş</td>
</tr>
<tr>
<td>10
</td>
<td>51 florin</td>
<td>55.57 kuruş</td>
</tr>
<tr>
<td>11
</td>
<td>55 florin</td>
<td>60.00 kuruş</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Mart nihayetinde fiatlar okka başına vasatî üç kuruşluk bir tenezzül gösterdiği halde mart ayı zarfında Türkiye piyasalarında ihracatçı tüccarların tevlit ettikleri panikimsi hareket yüzünden 7 numaralı üzüm 30 kuruşa ve 10 numaralısı da 38 kuruşa satılmıştır. Hamburg&#8217;un 3 kuruşluk tahavvülüne nazaran piyasamızda 10 kuruşluk bir tahavvül olmuştur.</p>
<p>Burada ihracat tüccarlarının oynadıkları menfi rol neticesi hem müstahsilin elinden mahsul değerinden aşağıya çıkmakta hem de mahreç piyasalarda rakiplerimizin mahsullerinden daha pahalı satılmaktadır. Rakiplerimiz iyi ambalâj, iyi fiat, iyi organizasyonla bizim üzümlerimizi daima piyasa harici bırakmıya çalışıyorlar ki, yukarıki rakamlardan bu işte muvaffak oldukları vuzuhla görülmektedir.</p>
<p>Devlet afyon meselesini nasıl bir devlet meselesi yaparak işe müdahale ettise üzüm meselesine de ayni asabiyetle müdahale etmesi ve bu mühim mahsulümüzü başı boşluktan kurtarması (gerekir).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/uzum-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadro ve Die Tat</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/kadro-ve-die-tat/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/kadro-ve-die-tat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 22:07:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=400</guid>
		<description><![CDATA[[Haziran 1932] Kadro, ilk Türk mecmuasıdır ki, Türkiye haricinin en ileri ileri fikir cereyanları arasında müsavi bir seviye alıyor. «Kadro», neşriyatının henüz yeni olmasına rağmen, Türkiye haricinde gittikçe artan bir fikrî alâka ile karşılanmaktadır. Bu alâkanın bizce en kıymetli tarafı, harpsonu devrinin ileri fikir mümessilleri tarafından inkılâbımızın müstakil bir ideolojisini tedvin yolunda attığımız adımların ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Haziran 1932]</p>
<p><em>Kadro, ilk Türk mecmuasıdır ki, Türkiye haricinin en ileri ileri fikir cereyanları arasında müsavi bir seviye alıyor. </p>
<p>«Kadro», neşriyatının henüz yeni olmasına rağmen, Türkiye haricinde gittikçe artan bir fikrî alâka ile karşılanmaktadır. Bu alâkanın bizce en kıymetli tarafı, harpsonu devrinin ileri fikir mümessilleri tarafından inkılâbımızın müstakil bir ideolojisini tedvin yolunda attığımız adımların ve vardığımız fikir merhaleterinin adım adım teyit olunmasıdır.<span id="more-400"></span></p>
<p>Bu nüshada okuyucularımız yeni Alman münevverliğinin güzide bir mümessili olan Hans Zehrer&#8217;in «Kadro»ya cevaplarını okuyacaklardır.</p>
<p>Hans Zehrer, harpsonunda siyasî ve iktisadî istiklâli kayıt altına alınan Almanyanın ne istismar eden, ne de istismar edilen bir nizam altında olmadan kurtuluşunu ve yeniden doğuşunu güden geniş bir içtimaî hareketin en tanınmış mümessilidir. Bu hareket, ideolojisini «Die Tat» mecmuasile neşreder. «Die Tat» Almanya’da olduğu kadar, Almanya haricinde ve hattâ Türkiye&#8217;de alâka ile okunan bir fikir mecmuasıdır.</p>
<p>«Die Tat», ne demokrasinin ve liberalizmin, ne de sınıf diktatorasının ve ihtilâlin cemiyeti kurtaracak bir vasıta olmadığını ve cihan nizamının yeniden kurulması için cemiyet içindeki tezatların, herşeyden evvel, tekniğin plânlı bir mürakabe altına alınması suretile tasfiyesini müdafaa eder.</p>
<p>Bütün taliini müstemlekelerin istismarına ve cihanda liberal münasebetlerin devamına istinat ettiren ve bütün millî bünyesini ana göre kuran eski emperyalist Almanya’nın şimdi cihan emperyalizminin adım adım tasfiyesi neticesinde içine düştüğü çaresizlikler ve böyle bir Almanya&#8217;da ne demokrasinin, ne de bir sınıf ihtilâlinin herhangi bir çıkış noktası veremiyeceği hakkındaki tecrübeler, «Die Tat» ideolojisinin maddî müeyyedeleridir.</p>
<p>Bugünkü Almanya, hem eski Almanya&#8217;nın anormal sanayi kesafetinden, hem de bugünkü Almanya&#8217;nın siyasî ve iktisadî tabiiyet bağlarından kurtulmak istiyor. Yeni bir cihan nizamında milletlerin siyaseten ve iktisaden müsavî haklar ve şattlar dahilinde karşılaşmaları tezi, yeni Alman münevverliğinin de ileri şiandır..</em></p>
<h3>1- Müstemleke ve yarı müstemleke memleketlerdeki kurtuluş hareketlerinin cihan iktisadiyatının bünye tahavvülünde oynadığı rol nedir?</h3>
<p>Müstemleke ve yarı müstemleke memleketlerdeki kurtuluş hareketlerinin rolünü en kat&#8217;î bir âmil olarak telâkki ediyorum. Garp kapitalizması kendine daima yeni pazarlar açarak ve bunları istismar ederek yaşıyabildi ve inkişaf edebildi.</p>
<p>Şimdiye kadarki, kapitalist buhranların hemen hepsi yeni pazarlar bulmak suretile bertaraf edilebildi. Fakat bu ihtimal şimdiye kadar iktisaden tâbî bulunan ve istismar olunan memleketlerde başlıyan kurtuluş hareketlerile gittikçe azalmaktadır. Çünkü bu memleketler, eğer milli istiklâllerini tamamen kazanmak istiyorlarsa, herşeyden evvel kendilerini yabancıların malî ve iktisadî bağlarından kurtarmak mecburiyetindedirler.</p>
<p>Bu vaziyet, yüksek &#8211; kapitalizma memleketlerini zarurî bir tarzda büyük bir içtimaî buhrana sevketmiştir. Bunun neticesinde ise şimdiye kadarki iktisat şeklinin pek yakında yeni bir şekle istihalesi kuvvetle muhtemeldir.</p>
<h3>2- Millî kurtuluş hareketleri iktisat sistemi olarak kapitalizmi ve içtimaî rejim olarak da demokrasiyi örnek telâkki edebilirler mi?</h3>
<p>İktisaden tâbî memleketlerdeki millî kurtuluş hareketleri kapitalizmayı ve demokrasiyi örnek olarak alamazlar. Çünkü bizzat bu hareketler, arkasından siyasî tâbiiyeti de beraber getiren bir ecnebî iktisat ve maliye hakimiyetine karşı meydan almış cepheleşmelerdir.</p>
<p>Millî kurtuluş hareketleri, milli iktisat kuvvetlerinin büyük bir kısmını devlet idaresine ve devlet mürakabesine tâbî kılan kuvvetli bir devletçi sistemi zaruri kılmaktadır.</p>
<h3>3- Sınıf farkları bariz bir mahiyet almamış olan bu memleketlerde milletin burjuva ve proletarya sınıflarına bölünmesine meydan vermeden devletin iktisadî sevk ve idaresi altında bir millî sermaye terakümüne imkân var mıdır ?</h3>
<p>Bu memleketlerde devletin iktisadî sevk ve idaresi altında millî bir sermaye terakümüne herhalde imkân vardır. Yalnız, devlet otoritesini taşıyan zümrenin içtimaî vazifelerini daima müdrik bulunması şarttır. Sermaye terakümü, millî iktisat lehine değil de, devlet otoritesini taşıyan zümrenin nef&#8217;ine temin edilirse, o vakit sınıf tezatlarının önüne geçilemez.</p>
<h3>4- Müstemleke ve yarı müstemleke memleketlerda başlıyan millî kurtuluş hareketleri arasında bir mukadderat ve mahiyat iştiraki mevcut mudur?</h3>
<p>Bütün ezilen milletlerin kurtuluş hareketleri arasında bir mukadderat ve mahiyet iştiraki mevcuttur.</p>
<p>Bu mücadelede Almanya&#8217;ya da büyük bir vazifenin düştüğüne kaniim. Çünkü harbi kaybeden Almanya, yüksek-kapitalist bir bünyeye malik bulunmasına rağmen, tıpkı müstemlekeler gibi, tâbî bir memleket haline girmiştir.</p>
<h3>5- Türk millî kurtuluş hareketinin harpsonu hareketleri arasındaki mevkii nedir?</h3>
<p>Türk istiklâl cidali ecnebî hakimiyetlerine karşı ilk muzaffer bir hareket olmak itibarile, bence harpsonu inkilâplarının en mühimmididir.</p>
<p>Türk millî kurtuluş inkılâbı, temamile sınıfî ve içtimî mahiyette olan Rus inkılâbından tamamile ayrıdır. Bu itibarla, inkilâbınız, diğer müstemleke ve yarı müstemleke milletlerinin kurtuluş hareketleri için nümune olmağa daha ziyade müsaittir. Yalnız, siyaseten muzaffer olan millî kurtuluş hareketinizin iktisaden de idamesi, yani yabancı iktisadî tesirlere karşı koyarak, kendi iktisadi kuvvetlerinizin müstekillen inkişafının temini şarttır.</p>
<h3>6- Ziraat memleketlerindeki sanayileşme hareketi hakkında ne düşünüyorsunuz?</h3>
<p>Bence küllî bir sanayileşmeden kaçınmalıdır. Her memleket kendi tabiî imkânlarına ve ihtiyaçlarına göre millî sanayiini kurmalı ve iymali rantabl olmıyan mamulâtı ziraî mahsullerile mübadele etmelidir.</p>
<p>Fakat bu mübadele, şimdiye kadar olduğu gibi serbest ticaret yolu ile değil, birbirlerini iktisaden tamamlıyan ve siyaseten dost olan memleketler arasında kurulacak &#8220;iktisat sahaları&#8221; içinde cereyan edecektir.</p>
<h3>7- Meselâ Türkiye gibi millî kurtuluş hareketinin muzaffer olduğu bir memlekette iktisadi istiklâlin temini için planlı iktisadın bir zaruret olduğuna kani misiniz?</h3>
<p>Millî kurtuluş hareketinin muzaffer olduğu her memlekette iktisadî istiklâlin temini için planlı iktisadın içtinap edilmez bir zaruret olduğuna kaniim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/kadro-ve-die-tat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiyede Ziraî Kooperatifler</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/turkiyede-zirai-kooperatifler/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/turkiyede-zirai-kooperatifler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 22:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[[Kronikler / Mayıs 1932] Türkiyede ziraî kooperatif hareketini iki kısma ayırmak lâzımdır; 1- Hususî kooperatif hareketi. 2- Ziraat Bankasının idaresi altındaki kooperatif hareketi. 1- Hasusî kooperatifler, köy müstahsilinin kendi teşebbüsile meydana getirdiği teşekküllerdir. Bunlar en ziyade ihracat emtiasının (üzüm, incir, pamuk, tütün ilh.) satışını organize etmek üzere kurulmuştur. İçlerinde bugün cidden muvaffak olanı ve kooperatifçilik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Kronikler / Mayıs 1932]</p>
<p>Türkiyede ziraî kooperatif hareketini iki kısma ayırmak lâzımdır;</p>
<p>1- Hususî kooperatif hareketi.</p>
<p>2- Ziraat Bankasının idaresi altındaki kooperatif hareketi.</p>
<p>1- Hasusî kooperatifler, köy müstahsilinin kendi teşebbüsile meydana getirdiği teşekküllerdir. Bunlar en ziyade ihracat emtiasının (üzüm, incir, pamuk, tütün ilh.) satışını organize etmek üzere kurulmuştur. İçlerinde bugün cidden muvaffak olanı ve kooperatifçilik prensiplerine yaklaşanı &#8220;kooperatif Aydın incir müstahsilleri ortaklığı&#8221; ile bu ortaklığa merbut &#8220;İtibar kooperatif Bankaları&#8221;dır. <span id="more-393"></span></p>
<p>Son neşrettiği vaziyete nazaran &#8220;Aydın incir müstahsilleri kooperatifi&#8221;nin ortak adedi 521, taahhüt olunmuş sermaye miktarı 125.280 lira, tahsil edilmiş sermaye 75.643 liradır. İhtiyat sermayesi 185.000 liradır.</p>
<p>2- Ziraat Bankasının idaresi altındaki kooperatif hareketinin üç cephesi vardır: a- kredi kooperatifleri. b- kredi kooperatifleri birlikleri. c- Satış kooperatifleri.</p>
<p>Banka, sütçülük ve yağcılık kooperatifleri hakkında da tetkikatta bulunmaktadır. Binaenaleyh yakında bu üç harekete bir de imâlât kooperatifi hareketi ilâve edilmiş olacaktır. </p>
<p>Bankanın bu vasi kooperatif hareketinde tahakkuk ettirmiye çalıştığı büyük iktısadî gaye, Türkiye köy iktısadiyatını, kredi, satış, ve imalât sahalarında birbirini tamamlıyan kooperatiflerle teşkilâtlandırarak müstahsilin istihsal ve alım kabiliyetini yükseltmektir. </p>
<p>a- Ziraat Bankası, kredi kooperatifi teşkiline 1470 numaralı kanunun verdiği salâhiyet dairesinde 1929 senesinde başlamıştır. İlk kredi kooperatifi 1929 senesi 18 Eylûlünde Giresun vilâyetinin Bulancık nahiyesi merkezinde kurulmuştur.</p>
<p>Kredi kooperatifleri 1- gayri mahdut mesuliyetli köy, 2- gayri mahdut mesuliyetli şehir ve kasaba 3- mahdut mesuliyetli şehir kasaba üzere üç tip üzerine kurulur. Köy kooperatiflerinde asgarî ortak adedi 30, şehir ve kasaba kooperatiflerinde 60&#8242;dır. Mahdut mesuliyetli kooperatifler ekseriyetle nüfusu 25.000&#8242;den dun olmıyan merkezlerde teşkil olunur. Kredi kooperatiflerinin maksatları: Kooperatif, bir seneyi geçmemek üzre ortaklarına amele ücretleri, tohumluk, gübre, edviye ve sair levazımı ziraiye ile küçük alâtı ziraiye ve çift hayvanatı için ikrazat yapar. </p>
<p>Bugün kredi kooperatiflerinin en kesif olduğu yerler garp vilâyetlerile Giresun vilâyetidir. Ziraat Bankası, kooperatif teşkilinde daha ziyade mühim ihracat emtiamızı yetiştiren mıntakaları intihap eder.</p>
<p>Aşağıdaki cetvelde de görüleceği veçhile 1932 senesi 15 Mayısında mevcut kooperatif adedi 407, ortak adedi 38.035&#8242;di. Taahhüt edilmiş sermaye miktarı 4.643.205, tahsil edilmiş adî sermaye 1.775.315,<sup>1</sup> ihtiyat sermayesi 279.434 liradır. </p>
<p>1931 senesi Kânunuevveli gayesinde kooperatiflerin ortaklarına yaptığı ikrazat 7.544.714 liradır. Bu mikdarın 4.284.326 lirası Ziraat Bankasının kooperatiflere yaptığı ikrazı 3.260.388 lirası da kooperatiflerin kendi menabiinden ortaklara verdiği kredilere aittir. Ayni tarihte ortak mevduatı, 788.447 liraya baliğ olmuştur. Bu mevduat, ortaklara yapılan ikraz muamelelerinden ortaklar lehine (ortakları tasarrufa alıştırmak maksadile) icra edilen yüzde on tevkifattan teşekkül eder.</p>
<p>b- Henüz resmen faaliyete geçmiş kredi kooperatifi birliği yoktur. Yalnız İzmirde teşekkül etmiş olup esas mukavelenameleri tasdikte bulunan &#8220;İzmir kredi kooperatifleri birliği&#8221; vardır. Birlikler asgarî on kredi kooperatifinin iştirakile teşekkül eder. Birliklerin maksatları: &#8220;Faaliyet muhiti dahilindeki çifçilerin tohumluk hububat, sun&#8217;i gübre, ziraî, hayvanî hernevi edviye ve mualecat, hasat, harman, kalbur makineleri ve sair levazımı ziraiye ile çift hayvanatı, ve sair ziraî ihtiyacata hadim mevat ve malzemeyi ucuz fiatla alıp satmak veya isticar etmek. Ziraî mahsulât ve malzemenin muhafazasına mahsus olmak üzre ambarlar, depolar, silolar ve ahkâmı mevzuaya tevfikan umumî mağazalar tesis ve inşa eylemek ve işletmek, alâtı ziraiyenin imal ve tamiri için atelyeler ve tamirhaneler vücude getirmek, icabında tohumluk için nümune tarlaları ve istasyonları tesis eylemek. Satış kooperatifi teşekkül etmemiş olan yerlerde ham mevaddın işletilmesine ve mahsulâtın şekil ve mahiyetini tebdile matut sınaî tesisatı vücuda getirmek ve işletmek, depolarda ve umumî mağazalarda çiftçinin ve diğer istihsalât erbabının mahsul ve emtiaları mukabilinde ahkâmı mevzuaya tevfikan varanlar ihdas etmek. Satış kooperatifi teşekkül etmemiş olan yerlerde lüzum ve zaruret halinde kooperatiflere dahil ortakların mallarının füruhtuna da tavassut etmek (Birlik esas mukavelenamesi M: 4)</p>
<p>c- Resmen teşekkül etmiş 4 satış kooperatifi vardır. 1- Adana mahsulâtı ziraiye satış kooperatifi. 85 ortağı vardır. Taahhüt edilmiş 21.500 liralık sermayesinin 19.800 lirası tahsil edilmiştir. İhtiyat sermayesi 1.345 liradır. 2-Mersin satış kooperatifi. 51 ortağı vardır. Taahhüt edilmiş 10.540 liralık sermayesinin tamamı tahsil edilmiştir. İhtiyat sermayesi 1.345 liradır. 3- Tarsus pamuk müstahsilleri satış kooperatifi mevsim sonunda teşekkül etmiş olduğu için muamelesi henüz tekemmül etmemiştir. 4- Giresun fındık satış kooperatifi, 114 ortağı vardır. Taahhüt edilen 4.620 liralık sermayesinin 1.130 lirası tahsil edilmiştir. İhtiyat sermayesi 570 liradır. Satış kooperatiflerinin hepsi mahdut mes’uliyet esasına göre kurulmuştur.</p>
<p>Bunların Ziraat Bankasile alâkaları yalnız malî cihettendir. Esas mukavelenamelerinin 56&#8242;ıncı maddesi mucibince dahilde ve hariçteki bilûmum malî ve naktî muamelerini Ziraat Bankası vasıtasile yaparlar.</p>
<h3>Türkiye Ziraat Bankası</h3>
<p>Zirai Kredi Kooperatiflerinin Vilâyet itibarile 15 Mayıs 1932 tarihindeki vaziyetleri:</p>
<table border="0">
<tr>
<td rowspan="2">Vilâyeti</td>
<td rowspan="2">Koop. adedi </td>
<td rowspan="2">Ortak adedi </td>
<td rowspan="2">Taahhüt edilmiş Sermaye </td>
<td colspan="2">Tahsil edilmiş </td>
</tr>
<tr>
<td>Adî sermaye </td>
<td>İhtiyat sermaye </td>
</tr>
<tr>
<td>Adana</td>
<td>10</td>
<td>565</td>
<td>76.285</td>
<td>26.802</td>
<td>3.920</td>
</tr>
<tr>
<td>Afyon</td>
<td>15</td>
<td>974</td>
<td>82.304</td>
<td>40.867</td>
<td>5.592</td>
</tr>
<tr>
<td>Aksaray</td>
<td>1</td>
<td>260</td>
<td>72.470</td>
<td>33.700</td>
<td>2.831</td>
</tr>
<tr>
<td>Ankara</td>
<td>15</td>
<td>834</td>
<td>51.753</td>
<td>30.246</td>
<td>6.984</td>
</tr>
<tr>
<td>Antalya</td>
<td>5</td>
<td>244</td>
<td>16.947</td>
<td>7.797</td>
<td>1.960</td>
</tr>
<tr>
<td>Aydın</td>
<td>27</td>
<td>2.666</td>
<td>378.906</td>
<td>116.601</td>
<td>27.333</td>
</tr>
<tr>
<td>Balıkesir</td>
<td>27</td>
<td>1.845</td>
<td>153.271</td>
<td>47.956</td>
<td>11.557</td>
</tr>
<tr>
<td>Bilecik</td>
<td>9</td>
<td>513</td>
<td>23.890</td>
<td>13.665</td>
<td>4.695</td>
</tr>
<tr>
<td>Burdur</td>
<td>2</td>
<td>157</td>
<td>14.499</td>
<td>11.491</td>
<td>1.285</td>
</tr>
<tr>
<td>Bursa</td>
<td>20</td>
<td>1.226</td>
<td>100.208</td>
<td>30.580</td>
<td>9.482</td>
</tr>
<tr>
<td>Çanakkale</td>
<td>6</td>
<td>239</td>
<td>7.320</td>
<td>3.085</td>
<td>1.500</td>
</tr>
<tr>
<td>Çankırı</td>
<td>2</td>
<td>273</td>
<td>5.600</td>
<td>2.740</td>
<td>1.365</td>
</tr>
<tr>
<td>Denizli</td>
<td>17</td>
<td>1.050</td>
<td>61.745</td>
<td>24.336</td>
<td>5.832</td>
</tr>
<tr>
<td>Edirne</td>
<td>6</td>
<td>315</td>
<td>12.445</td>
<td>3.735</td>
<td>2.830</td>
</tr>
<tr>
<td>Eskişehir</td>
<td>14</td>
<td>1.044</td>
<td>50.305</td>
<td>34.736</td>
<td>6.838</td>
</tr>
<tr>
<td>Gaziayıntap</td>
<td>3</td>
<td>158</td>
<td>4.680</td>
<td>1.170</td>
<td>1.114</td>
</tr>
<tr>
<td>Giresun</td>
<td>36</td>
<td>2.888</td>
<td>109.225</td>
<td>108.500</td>
<td>20.834</td>
</tr>
<tr>
<td>Gümüşhane</td>
<td>1</td>
<td>173</td>
<td>27.060</td>
<td>12.418</td>
<td>1.840</td>
</tr>
<tr>
<td>Isparta</td>
<td>6</td>
<td>400</td>
<td>31.330</td>
<td>13.391</td>
<td>3.250</td>
</tr>
<tr>
<td>İstanbul</td>
<td>5</td>
<td>252</td>
<td>27.420</td>
<td>7.766</td>
<td>1.921</td>
</tr>
<tr>
<td>İzmir</td>
<td>68</td>
<td>11.846</td>
<td>1.972.048</td>
<td>720.315</td>
<td>83.328</td>
</tr>
<tr>
<td>Kars</td>
<td>3</td>
<td>216</td>
<td>55.240</td>
<td>26.090</td>
<td>1.210</td>
</tr>
<tr>
<td>Kastamonu</td>
<td>5</td>
<td>324</td>
<td>18.943</td>
<td>9.336</td>
<td>1.916</td>
</tr>
<tr>
<td>Kayseri</td>
<td>2</td>
<td>179</td>
<td>19.565</td>
<td>10.032</td>
<td>1.640</td>
</tr>
<tr>
<td>Kırklareli</td>
<td>1</td>
<td>60</td>
<td>1.200</td>
<td>300</td>
<td>600</td>
</tr>
<tr>
<td>Kocaeli</td>
<td>4</td>
<td>482</td>
<td>61.030</td>
<td>23.564</td>
<td>3.756</td>
</tr>
<tr>
<td>Konya</td>
<td>7</td>
<td>452</td>
<td>49.572</td>
<td>16.952</td>
<td>4.134</td>
</tr>
<tr>
<td>Kütahya</td>
<td>8</td>
<td>514</td>
<td>23.375</td>
<td>9.635</td>
<td>3.930</td>
</tr>
<tr>
<td>Manisa</td>
<td>25</td>
<td>1.943</td>
<td>247.879</td>
<td>96.996</td>
<td>16.044</td>
</tr>
<tr>
<td>Mersin</td>
<td>7</td>
<td>512</td>
<td>101.364</td>
<td>41.835</td>
<td>3.563</td>
</tr>
<tr>
<td>Muğla</td>
<td>8</td>
<td>1.585</td>
<td>143.030</td>
<td>51.613</td>
<td>10.376</td>
</tr>
<tr>
<td>Niğde</td>
<td>5</td>
<td>420</td>
<td>41.770</td>
<td>15.426</td>
<td>2.873</td>
</tr>
<tr>
<td>Ordu</td>
<td>10</td>
<td>600</td>
<td>64.260</td>
<td>16.881</td>
<td>2.990</td>
</tr>
<tr>
<td>Rize</td>
<td>1</td>
<td>74</td>
<td>3.545</td>
<td>2.386</td>
<td>740</td>
</tr>
<tr>
<td>Samsun</td>
<td>2</td>
<td>95</td>
<td>7.260</td>
<td>1.815</td>
<td>475</td>
</tr>
<tr>
<td>Tekirdağ</td>
<td>9</td>
<td>596</td>
<td>57.100</td>
<td>24.036</td>
<td>5.441</td>
</tr>
<tr>
<td>Trabzon</td>
<td>16</td>
<td>2.081</td>
<td>468.361</td>
<td>137.027</td>
<td>13.507</td>
</tr>
<tr>
<td>Toplam</td>
<td>408</td>
<td>38.035</td>
<td>4.643.205</td>
<td>1.775.315</td>
<td>279.434</td>
</tr>
</table>
<p><sup>1) Ortaklar, hissei iştiraklerini beş sene zarfında müteaddit taksitlerle ödeyeceklerinden adi sermaye mikdarı taahüdatin dununda gürülmektedir.</sup></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/turkiyede-zirai-kooperatifler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>1932 = 1913</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/1932-1913/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/1932-1913/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 22:09:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=391</guid>
		<description><![CDATA[[Kronikler / Mayıs 1932] &#8220;Berliner Tageblatt&#8221;tan: Dünya sanayi istihsalâtının gerilemesi son aylarda daha şiddetlenmiştir. Sanayi istihsat indeksi, 1928=100 itibarile, 1931 senesinin birinci kânununda 83 iken, 1932 senesinin martında 75&#8242;e düşmüştür. Dünya sanayi istihsalâtı indeksleri 1928=100 - Rusya Avrupa (Rusya hariç) Dünya 1928 100 100 100 1929 124 106 108 1930 156 95 94 1931 189 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Kronikler / Mayıs 1932]</p>
<p><em>&#8220;Berliner Tageblatt&#8221;tan</em>:</p>
<p>Dünya sanayi istihsalâtının gerilemesi son aylarda daha şiddetlenmiştir. </p>
<p>Sanayi istihsat indeksi, 1928=100 itibarile, 1931  senesinin birinci kânununda 83 iken, 1932 senesinin martında 75&#8242;e düşmüştür.</p>
<h3>Dünya sanayi istihsalâtı indeksleri 1928=100</h3>
<table border="0">
<tr>
<td>-</td>
<td>Rusya</td>
<td>Avrupa (Rusya hariç)</td>
<td>Dünya</td>
</tr>
<tr>
<td>1928</td>
<td>100</td>
<td>100</td>
<td>100</td>
</tr>
<tr>
<td>1929</td>
<td>124</td>
<td>106</td>
<td>108</td>
</tr>
<tr>
<td>1930</td>
<td>156</td>
<td>95</td>
<td>94</td>
</tr>
<tr>
<td>1931</td>
<td>189</td>
<td>81</td>
<td>83</td>
</tr>
<tr>
<td>1932 (marta kadar)</td>
<td>198</td>
<td>72</td>
<td>75</td>
</tr>
</table>
<p><span id="more-391"></span></p>
<p>Bu suretle dünya sınaî istihsal hacmi 1913 senesinin seviyesine avdet etmiş bulunmaktadır. Sanayi memleketlerinin istihsal vaziyetini ayrı ayrı tetkik edersek görürüz ki, 1913 seviyesini aşan memleketler gibi onun altında bile kalan memleketler vardır.</p>
<h3>1913 = 100</h3>
<p>1932 başlangıcında:</p>
<table border="0">
<tr>
<td>Dünya</td>
<td>100</td>
<td>İngiltere</td>
<td>83</td>
</tr>
<tr>
<td>Rusya</td>
<td>251</td>
<td>Almanya</td>
<td>62</td>
</tr>
<tr>
<td>Japonya</td>
<td>222</td>
<td>Lehistan</td>
<td>46</td>
</tr>
<tr>
<td>İsveç</td>
<td>168</td>
<td>Amerika ünyon</td>
<td>100</td>
</tr>
<tr>
<td>Kanada</td>
<td>147</td>
<td>Fransa</td>
<td>100</td>
</tr>
</table>
<p>Bu adetlerden anlaşıldığına göre Rusyanın sınaî istihsal hacmi harpten evvelkine nispetle iki buçuk misli fazlalaşmıştır.</p>
<p>Japonya da 1931 senesine nispetle ve buhrana rağmen iki misli fazla istihsalâtta bulunmuştur. </p>
<p>İsveç ve Kanada gibi genç memleketlerinde sınaî istihsal harpten evvelkinin çok üstündedir. Amerikanın Müttehit devletlerinde ve Fransada sınaî istihsal hacmı harpten evvelki seviyeye düşmüştür. Almanyada ise 1896 senesinin seviyesine yuvarlanmıştır.</p>
<p>Muhtelif memleketlerin dünya sınaî istihsalindeki yüzde hisseleri:</p>
<table border="0">
<tr>
<td>-</td>
<td>1928</td>
<td>1932</td>
</tr>
<tr>
<td>Almanya</td>
<td>10.6</td>
<td>7.6</td>
</tr>
<tr>
<td>İngiltere</td>
<td>8.5</td>
<td>10.0</td>
</tr>
<tr>
<td>Fransa</td>
<td>6.4</td>
<td>6.9</td>
</tr>
<tr>
<td>İsveç</td>
<td>0.8</td>
<td>1.1</td>
</tr>
<tr>
<td>Polonya</td>
<td>0.7</td>
<td>0.5</td>
</tr>
<tr>
<td>Rusya</td>
<td>4.2</td>
<td>11.0</td>
</tr>
<tr>
<td>Japonya</td>
<td>2.2</td>
<td>2.7</td>
</tr>
<tr>
<td>Kanada</td>
<td>2.0</td>
<td>1.9</td>
</tr>
<tr>
<td>Amerika Müttehit devletleri</td>
<td>41.1</td>
<td>34.8</td>
</tr>
</table>
<p>1928 senesinde sırasile Amerika Müttehit devletleri, Almanya, İngiltere, Fransa, Rusya en önde gelirken, 1932 senesinde bu sırada bir tahavvül olmuştur: 1932&#8242;de yine birinciliği Amerika Müttehit devletleri muhafaza etmekle beraber Rusya, Almanyanın yerini alarak, ikinci, İngiltere üçüncü, Almanya dördüncü, Fransa beşinci olmuştur.</p>
<p>***</p>
<p>Bu rakamlar çok dikkate şayandır. Bütün vesikalar, dünya iktisadiyatının geçirmekte olduğu bünye istihsalesinin mütemadi bir derinleşme seyrinde bulunduğunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/1932-1913/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Konjonkturuna Umumî Bir Bakış</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/dunya-konjonkturuna-umumi-bir-bakis/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/dunya-konjonkturuna-umumi-bir-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 22:08:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[[Kronikler / Nisan 1932] 1932 senesinin ilk dört ayı zarfında dünya buhranının vasıfları: Kredi darlığı, para (valuta) piyasalarında teşevvüs, muhtelif memleketlerin biribirlerine kapılarını kapamaları, dünya ticaretinin daralması, işsiz ordularının yeniden artması. *** Dünya sanayi istihsalinde durmak bilmeyen bir tenakus vardır. Cihan sanayi istihsal indeksi, 1931 senesinin Temmuzunda 84.3 iken Kanunuevvelinde 80.2 ye ştir. 1929 senesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Kronikler / Nisan 1932]</p>
<p>1932 senesinin ilk dört ayı zarfında dünya buhranının vasıfları:</p>
<p>Kredi darlığı, para (valuta) piyasalarında teşevvüs, muhtelif memleketlerin biribirlerine kapılarını kapamaları, dünya ticaretinin daralması, işsiz ordularının yeniden artması.<span id="more-369"></span></p>
<p>***</p>
<p>Dünya sanayi istihsalinde durmak bilmeyen bir tenakus vardır. Cihan sanayi istihsal indeksi, 1931 senesinin Temmuzunda 84.3 iken Kanunuevvelinde 80.2 ye ştir. 1929 senesinin en yüksek seviyesine nazaran sukut üzde 30 dur. Bu hesaba göre dünya sanayi istihsali 1931 senesi seviyesinden de aşağı düşmüştür. Geçen senenin son rubunda en şiddetli sukutlar bilhassa istihsal vasaiti istihsal eden sanayide müşahede olunmuştur.</p>
<p>Bütün memleketlerde bilhassa altın esasından inhiraf etmiş olanlarda amele yevmiyeleri tekrar indirilmiş ve geniş halk kitlelerinin alım kabiliyeti tekrar daraltılmıştır.</p>
<p>***</p>
<p>Denizaşırı memleketlerde zeriyat sahasını daraltmak suretile ziraî istihsal hacmını kısmak ve bu sayede dünya ticaretine arzolunacak ziraî emtia miktarını azaltmak teşebbüsleri vardır. Bilhassa Müttehidei Amerikada hububat sahasi takriben yüzde 10, pamuk sahası da yine ayni miktarlar da daraltılacaktır. Kanada, Arjantin, Avusturalyada da ayni tarzda tedbirlere müracaat olunmaktadır.</p>
<p>***</p>
<p>Bütün bu ihtilâtlardan en ziyade dünya ticaretinin umumi hacmı müteessir olmuştur.</p>
<p>Geçen senenin üçüncü rubu ile dördüncü rubu arasında dünya ticareti yüzde 17 tenakus etmişti. Denizaşırı memleketlerden ziyade Avrupa memleketlerini müteessir etmiş olan bu tenakusun en büyük sebebi, himayeciliğin kusuva haddine vasıl olmasıdır. 1931 senesinin nihayetinde 48 memleketin ticareti hariciyesi 1925 senesine nazran (kıymet itibarile ve her senenin en yüksek seviyesine nazaran) yüzde 57, 1926 senesine nazaran yüzde 46, 1927 senesine nisbeten yüzde 58, 1928 senesine nisbeten yüzde 57, 1929 senesine nazaran yüzde 55, 1930 senesine nazaran da yüzde 25 sukut etmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>Birçok memleketlerde altın esasının kaldırılması, dünya iktisadiyatının bağlayıcı tellerini kırmıştır. Paraların altın esasından inhirafından tevellüt eden emtia fiatlarının yeniden sukutu hâdisesi birçok memleketleri, tediye blânçolarını korumak, istihsallerini himaye etmek gibi mukabil tedbirlere müracaata  mecbur bıraktı. Hattâ istîhsalâtının maliyet fiatını, paralarının kurunu düşürmek suretile tenzil edebileceklerini ümit eden memleketler bile paralarının daha fazla kıymetten düşmemesine mâni olmak için ticarî, siyasî tedbirlere baş vurmayı muvafık bulmuşlardır.</p>
<p>***</p>
<p>Dünya piyasalarında satış imkânlarının kısılması tekrar emtia fiatlarını düşürmüş ve bu sukut peşi sıra hem ham madde hem mamul madde fiatlarını sürüklemiştir. 1930 senesinin Kânunuevveline nazaran 1931 senesinin Kânunuevvelinde hububat buğday fiatları yüzde 23, arpa fiatları yüzde 22, kahve yüzde 10, şeker yüzde 17, taş kömürü yüzde 32, ham demir yüzde 21, benzin yüzde 40 sukut etmiştir.</p>
<p>***</p>
<p>Deflasyonist siyaset ve nakit sermayelerin immobilize edilmesi bu sene de devam etmektedir. Garbî Avrupanın sermaye ihracatçisi olan memleketleri (Fransa, Hollanda, İsviçre) bankalarına mütemadiyen altın istif etmektedirler. Şimdiye kadar ihraç bankaları ve hususî müessesat 3/4 milyar marklık altın toplamıştır.</p>
<p>***</p>
<p>İmtiyaz Sahibi: Yakup Kadri<br />
Neşriyat Müdürü: Dr. Vedat Nedim</p>
<p>***</p>
<p>Milliyet matbaası</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/dunya-konjonkturuna-umumi-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Birkaç Söz</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/birkac-soz/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/birkac-soz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 21:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[[Kronikler / Mart 1932] Mecmuamız, devrin alacalı neşriyat kargaşalığı içinde, birçok cihettten, nazarı dikkati kendi üzerine celbetmesini bildi. Bazı insaflı ve fikir hareketlerine karşı hürmetkâr kimseler bizi takdirlerine lâyık buldu. Bazıları, açık sözlü ve açık yürekli insanlara mahsus bir civanmertlikle kusurlarımızı yüzümüze vurmaktan çekinmedi. Kimi, hayırhah bir merakla, köşesinden, tekâmülümüzü takibe koyuldu. (Kadro) bütün bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Kronikler / Mart 1932]</p>
<p>Mecmuamız, devrin alacalı neşriyat kargaşalığı içinde, birçok cihettten, nazarı dikkati kendi üzerine celbetmesini bildi. Bazı insaflı ve fikir hareketlerine karşı hürmetkâr kimseler bizi takdirlerine lâyık buldu. Bazıları, açık sözlü ve açık yürekli insanlara mahsus bir civanmertlikle kusurlarımızı yüzümüze vurmaktan çekinmedi. Kimi, hayırhah bir merakla, köşesinden, tekâmülümüzü takibe koyuldu. </p>
<p>(Kadro) bütün bu dostluk ve iyilik tezahürlerine, samimiyetle teşekkürü kendisine tatlı bir vazife bilir.</p>
<p>Lâkin (Kadro) yalnız bu mülâyim hava ile karşılaşmamıştır. Böyle bir iddiada bulunmak, bizim tarafımızdan tuhaf bir vurdum-duymazlık olur. İstanbul&#8217;un gündelik matbuatında, bir iki gazetenin sütunları arasından, birkaç kısık ve boğuk sesin, o köhne Babı Âli caddesi şivesiyle bize bazı şeyler söylemek istediğini sezdik. Bunlar kendilerine cevap vereceğimiz zannında bulunmasınlar. Her şeyin fevkinde, İnkılâpçılığı şıar edinen (Kadro) Baba Tahir an&#8217;anelerine dönmeği bir manevi iflâs telâkki eder. <span id="more-333"></span></p>
<p>Bu tarz polemik haricinde bize yapılan iytirazlar başlıca iki noktaya irca olunabilir: üslûpta vüzuhsuzluk, ve, yabancı ıstılahların çokluğu&#8230; Lâkin, üslûptaki vuzuhsuzluğumuza misal olarak gösterilen şey kırk sekiz sayfalık yazı içinde tek bir cümledir. Bu cümlenin kusuru da, ancak birkaç sayfada, deliller, misailer ve kıyaslarla iyzah edilmesi lâzım gelen bir fikri kendi dar çerçevesine almış olmasındandır. Eski, retorik usüllerine göre okuyup yazmağa alışmış olanlar için bu kısa, dolgun ve tıkız ifade şekli anlaşılmaz bir muamma halini alabilir. Lâkin, ne yapalım ki, Kadro, haddi zatinde girift ve mütekâsif olan fikirleri basitleştirmek gibi bir vazifeyi üzerine almamıştır.</p>
<p>Yabancı ıstılahlar bahsine gelince, Kadro muharrirleri, bu ıstılahlara, Türk münevverlerinin büyük bir ekseriyeti tarafından gösterilmekte olan inhimakten daha fazlasını göstermediklerine kanidirler.</p>
<p>Bunun kabahati ne o münevverler ekseriyetine, ne de Kadro muharrirlerine aittir. Türkler, fikir ve medeniyet malzemelerini Garp âleminden almağa başladığı gündenberi, hemen bütün okur yazarlarımızın uğradıkları zorluk, en ziyada, bu tabirler ve ıstılahlar sahasındadır. Frenkçe kelimelere mukabil Arapça unsurlardan yapılan terkipler dilimize Frenkçelerinden daha uygun gelmedi. <em>Kollektif</em> yerine <em>ma&#8217;şerî</em>, <em>ideal</em> yerine <em>mefkûre</em>, <em>normal</em> yerine <em>selim</em> veya <em>sâlim</em>, <em>feminist</em> yerine <em>nisaî</em> v.s. yüzlerce, uydurma kelimelerin, asıllarını bilmeyen kimselere neyi ifade ettiğini öğrenmek isterdik. Türk münevveri, zaten, bu Arapça kelimeleri zihninde, ya Almancaya, ya Fransızcaya tercüme ettikten sonra anlıyabilmektedir. </p>
<p>Biz, mutlaka, yabancı ıstıhlahların taraftarı değiliz. Fakat, bunlar öz Türkçede tam ve <em>munis</em> mukabillerini buluncaya kadar uydurma Arapçalarından sakınmayı Türk dilinin sıhhat ve asâletine daha muvafık görüyoruz.</p>
<p>***</p>
<p>İmtiyaz Sahibi: Yakup Kadri<br />
Neşriyat müdürü: Dr. Vedat Nedim</p>
<p>***</p>
<p>Milliyet matbaası</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/birkac-soz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leipzig Sergisinde Türk Sesi</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/leipzig-sergisinde-turk-sesi/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/leipzig-sergisinde-turk-sesi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 21:47:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[[Kronikler / Mart 1932] Dr. Vedat Nedim, çok iyi anlattı ve onu dinleyenler sözlerini çok iyi anladılar. Beynelmilel Leipzig ilkbahar sergisi 6 Mart 1932 Pazar günü resmen açılmıştır. Sergi münasebetile Leipzig şehrinin bütün caddeleri arı kuvanı gibi işlemiye başlamış, kırk iki muazzam sergi binasının stantları dolmuş ve boşanmıştır. Bu meyanda Türk paviyonunun bulunduğu Ring-Messhaus binası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[Kronikler / Mart 1932]</p>
<p>Dr. Vedat Nedim, çok iyi anlattı ve onu dinleyenler sözlerini çok iyi anladılar.</p>
<p>Beynelmilel Leipzig ilkbahar sergisi 6 Mart 1932 Pazar günü resmen açılmıştır. Sergi münasebetile Leipzig şehrinin bütün caddeleri arı kuvanı gibi işlemiye başlamış, kırk iki muazzam sergi binasının stantları dolmuş ve boşanmıştır. Bu meyanda Türk paviyonunun bulunduğu Ring-Messhaus binası ecnebî paviyonlarını ihtiva ettiği için ziyaretçilerin bilhassa tehacümüne sahne olmuştur. Paviyonumuz bu binanın en müsait yerini işgal ettiğinden ilk tehacüm Türk paviyonunda görülmüştür. Sergide memleketimizin bütün ihracat maddelerile ihraca müsait istihsalâtı âzamî bir muvaffakiyetle teşhir edilmiş ve fevkalâde alâka uyandırmıştır. <span id="more-317"></span></p>
<p>Paviyonumuzdaki eski Türkiye ve yeni Türkiyeye dair fotoğraflı propaganda şubesi ve garafikler ziyaretçilerin büyük alâkasını celbediyor ve Türkiyemizin az zaman zarfında geçirdiği mes&#8217;ut istihaleyi ziyaretçilere gösteriyordu.</p>
<p>Leipzig şehremini ve Almanyanın mühim şahsiyetlerinden madut olan Dr. Herr Gördeler sergi münasebetile şehremanetinde sefirimiz Kemalettin Sami Paşa ile ticaret mümessili Nuri ve Türk sergisini idare eden Dr. Vedat Beyi bir öğle yemeğine davet etmiş ve bu ziyafette Leipzigin yerli ve ecnebi bütün mühim şahsiyetleri bulunmuştur. Yemek esnasında şehremini iyrat ettiği bir nutukta bilhassa Türklerden, Türk paviyonundan uzun uzadıya bahsetmiştir. Bir gün sonra Harmoni salonlarında Alman ve ecnebi matbuatı erkânına verilen ziyafette, ecnebi memleketlerden munhasıran sergi için gelen heyetler arasında yalnız Türk heyeti davet edilmiş ve sergi idaresi reisi ile şehremini ve daha birçok mühim zevat tarafından söylenen nutuklardan sonra ecnebi olarak yalnız Türklere söz söylemek için müsaade verilmiştir. Bu fırsattan istifade eden Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti Müdürü arkadaşımız Dr. Vedat Bey aşağıdaki nutku Almanca olarak söylemiştir:</p>
<p>“-Leipzig sergisi münasebetile böyle bir matbuat akşamı ilk def&#8217;a olarak yaşanmıyor. Fakat bir Türk ilk def&#8217;a olarak Leipzig&#8217;de sergi hasebile verilen matbuat ziyafetinde konuşuyor. Bu itibarla her şeyden evvel bana bu fırsatı bahşedenlere teşekkür borcumu ifa etmek isterim. Evvelâ yeni Türkiye ile eski Türkiye arasında siyasî ve içtimaî hiçbir benzerliğin bulunmadığını tespit edelim. Nasıl ki zeytinyağı ile su biribirlerine kaynaşamaz ise yeni Türkiye ile eski Türkiyeyi de biribirlerile birleştirmenin imkânı yoktur. Hasta adam öldü. Şimdi arada bir uçurum vardır. Bir çöküş ve bir yeniden yaratılış vardır. Kısaca yeni Türkiye vardır. Biz yeni Türkiyemizle gurur duyuyoruz. Yarı müstakil bir memleketten diğer milletlerle ayni haklara malik, kayıtsız ve şartsız müstakil bir millet canlandı. Kurunu vustâi ve Asyaî bir sultan ve halife devletinden modern ve lâyık bir devlet çıktı. Haremi ve fesi ile medenî dünya için bir garibeler diyarı olan eski Türkiyeden hâlâ hürriyet ve istiklâllerini kazanmamış yüz milyonlar için bir istiklâl timsali doğdu. İşte biz bu yeni Türkiyeyi millî kahramanımıza Gazi Mustafa Kemale, borçluyuz. Gazi Türkiyesi dünyada artık bir kültür unsurudur. Gazi Türkiyesi asırların geriliğini ve durgunluğunu yenmek istiyor. Gazi Türkiyesi teknik inkılâbın heyecanını çekiyor. İptidaî bir ziraat memleketinden müterakki ye muntazam işliyen bir millet iktısadiyatına geçmek istiyor. Ve bu gayeye en kısa bir zamanda varmak azmini taşıyor. Yavaş, yavaş tabiri artık Türkçe değildir. Fakat maddî vasıtalar itibarile fakiriz. Çünkü nihayetsiz harplerle yıpranan Türkiye ayni zamanda bir istismar mevzuu idi. İşte bu mahdut vasıtalarımızla memleketimizin gayri mahdut inkişaf imkânlarını tahakkuk ettirmeğe çalışıyoruz. Türkiye sanayi memleketleri için şayanı dikkat bir mahreçtir. Ayni zamanda ecnebi sermayesi için de kazanç vadeder bir plasman memleketidir. Fakat yalnız bir şartla: Yaşamak ve yaşatmak&#8230; Münhasıran bir tarafa kazanç temin eden işlerle yaptığımız tecrübeler bize çok pahalıya oturmuştur. Memnuniyetle satın alırız ve gittikçe daha çok satın almak isteriz. Fakat ayni zamanda satmak ve gittikçe daha çok satmak isteriz. Çünkü bilirsiniz ki bir memleketin satın almak kabiliyeti satmak kabiliyeti ile mütenasiptir. İşte Leipzig sergisine iştirakimiz diğer milletlerle olan iktisadî münasebetlerimizi bu suretle takviye etmek arzumuzun en canlı misalidir.) </p>
<p>Dr. Vedat Nedim Beyin bu nutku üç muazzam salonda hazır bulunan birçok Alman ve ecnebi maruf simalar ve matbuat erkânı tarafından (bravo!) sadaları ve şiddetli alkışlarla karşılanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/leipzig-sergisinde-turk-sesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasarruf ve Yerli Malı Haftası</title>
		<link>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/tasarruf-ve-yerli-mali-haftasi/</link>
		<comments>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/tasarruf-ve-yerli-mali-haftasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kadro</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kronikler]]></category>
		<category><![CDATA[milli iktisat seferberliği]]></category>
		<category><![CDATA[yerli malı haftası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://kadrodergisi.com/eskisayilar/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[[İmzasız / Ocak 1932] «Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti»nin her sene 12 birinci kânunda Türkiyenin her tarafında tertip ettiği «Tasarruf ve yerli malı haftası»nın bu sene ikincisi yapıldı. Bu seneki hafta, bütün Türkiyede bir «Millî İktisat Seferberliği»nin başlangıcı gibi canlı ve manalı oldu. Haftayı açan Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin nutku iktisat siyasetimiz için tarihî bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>[İmzasız / Ocak 1932]</p>
<p>«Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti»nin her sene 12 birinci kânunda Türkiyenin her tarafında tertip ettiği «Tasarruf ve yerli malı haftası»nın bu sene ikincisi yapıldı.</p>
<p>Bu seneki hafta, bütün Türkiyede bir «Millî İktisat Seferberliği»nin başlangıcı gibi canlı ve manalı oldu.</p>
<p>Haftayı açan Başvekil İsmet Paşa Hazretlerinin nutku iktisat siyasetimiz için tarihî bir vesika ve aynı zamanda canlı bir proğram mahiyetindedir.</p>
<p>Bu hafta bütün mekteplerimizde dersler, iktisadî istiklâlimizin hedefleri etrafında cereyan etti. Müsamereler tertip edildi. Konferanslar verildi.</p>
<p><span id="more-131"></span>Milli istiklâlimizin koruyucusu olan Ordu da iktisat seferberliğinde üstüne düşen vazifeyi kuvvetle benimsedi. Efrada iktisadî istiklâlîn yolları ve gayeleri telkin edildi.</p>
<p>Camilerde yapılan vaizlerde halk bugünkü dünya işlerinin en mühimmi olan iktisat ve tasarruf meseleleri etrafında irşat edildi.</p>
<p>Türkiyenin hemen her tarafında mahallî yerli malları sergileri açıldı. Mitingler yapıldı. Gerek sergilere, gerek mitinglere gelen halkın heyecanı asil ve kuvvetliydi.</p>
<p>Büyük şehirlerimizde yerli mallarile vitrin müsabakaları tertip edildi. Beyoğlundaki büyük mağazaların bile vitrin müsabakalarına iştirak etmeleri yerli malının en kozmopolit bir muhitte bile zaferine bir delil teşkil etmez mi? Bu haftanın faaliyetinde «Radyo»dan kuvvetli bir telkin vasıtası olarak istifade edildi. Ankara radyosunda her akşam, vekil beyefendiler tarafından çok dikkate şayan konferanslar verildi. İstanbul radyosu da hafta müddetince her akşam verdiği konferanslarda bu millî davamızın halk arasında yayılması işinde şerefli bir rolaldı. Hafta zarfında millî bankalarımızdaki tasarruf hesabı adedinin ve mevduatın arttığını da büyük bir memnuniyetle haber aldık.</p>
<p>Bütün Türkiye matbuatı da bu haftanın faaliyetine en canlı ve en müessir tarzda iştirak etmeği bildi.</p>
<p>Bizce çok dikkate değer bir nokta da bu hafta münasebetile Anadolunun muhtelif yerlerinde tasarruf etmek, yerli malı kullanmak mevzuları üzerinde cidden manalı ve kıymetli müteaddit «Halk destanları»nın yazılmış olmasıdır. Gelecek sayımızda Yakup Kadri Beyin bu destanlar hakkında bir yazısı çıkacaktır.</p>
<p>«Tasarruf ve yerli malı haftası» iktisat seferberliğinde de milletin şuurunu ve hareket kabiliyetini görmeğe ve göstermeğe canlı bir vesile teşkil etti.</p>
<p>&#8212;-</p>
<p>İmtiyaz Sahibi: Yakup Kadri &#8211; Neşriyat müdürü: Dr. Vedat Nedim</p>
<p>Matbaacılık ve Neşriyat T. A. Ş. &#8211; İstanbul</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://kadrodergisi.com/eskisayilar/tasarruf-ve-yerli-mali-haftasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

