Dil kurultayı. Yine büyük milletin yüzünde büyük gönlünün efkârlanmağa başladığı okunuyor. Her kendi içine döndükçe, o durgun gönül bulanır, o yeğit başı dumanlanır ve toprak – ananın başaklarını cömertçe salması gibi ana – millet büyük hâdiselere gebe kalır. Millet, Dil Kurultayı’nda. Yeni dil doğuyor.
Dört adam, bir tabutu sessizce serviliklere taşıyorlar. Beşiktekiler farkında mı? Enderunun bir sadık kulu daha, OSMANLICA, ömrünü tamamlamış, gidiyor. Beşiktekilere ne mutlu! Osmanlı yarımüstemlekesinin bu sırasıra mevtalarını gömmek için ömürlerinin arsasında bir mezarlık payı ayırmağa mecbur kalmıyacaklar. Yeni yapılardan başka birşey görmiyecek onların: dümdüz temizlenmiş, sınırsız gönülleri. Read the rest of this entry »