[Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Edebiyat / Haziran 1932]

Benim mektep arkadaşım Şehabeddin Süleyman muttasıl bir “heyecanı bediî”den bahseder dururdu.

“Heyecanı Bediî”! Bu, onun ağzında mukaddes bir söz idi. O kadar mukaddes ki hepimize tahlili imkansız, tarifi müşkül ve reddi gayri kabil bir nas gibi gelirdi.

Hâlâ, “Heyecanı Bediî” denildi mi, başımı önüme eğer, bir nevi huşua kapılırım.

***

Fakat, onu, artık, tahlil etmekten korkmuyorum.

Bediî Heyecan bir kurtuluş, bir azat oluş, bir eriştir. Bediî Heyecan bizi dar kabımızdan taşıran hâdisenin adıdır. Bir sanat eseri önünde kendi kendimizden geçeriz. Yani kendi benliğimizin hudutları dışına çıkarız. Birdenbire bir kapı açılmış gibi olur; göğsümüze gözle görülmiyen bir engin denizin havası dolar, ve ruhumuz beklenmeyen, bilinmeyen ufuklara doğru yelken açar.

***

Mübarek olsun o el ki, bize bir hapishanenin kapısını açmıştır. Velev bir saat, velev bir gün için olsun bizi açık havaya, engin denizlere kavuşturmuştur.

O el, bir halâskârın elidir.

***

O el, yalnız bir halaskârın değil, bir muammayı halledenin, bir davayı fasledenin elidir. Bizim, bazı kendi kendimizle bazı içinde yaşadığımız cemiyetle, bazı da kâinatla bir takım hükme ermemiş davalarımız vardır ki biz onları tek başımıza fasl ve halledemeyiz. Ne dinde, ne mantıkta, ne hukukta bunları çözen kudreti bulamayız. Günün birinde bir sanat eseri önünden geçerken bizi boğan kördüğüm birdenbire gevşeyiverir. Bir hamlede içinden sıyrılıp çıkıveririz.

***

Onun için, bir usta-işini1 her anlayış yeni bir kurtuluştur. Hakıykî hürriyete doğru bir yeni adımdır.

Gene onun için her güzel ve iyi sanat eseri bir adaletin tecellisini andırır ve en âdil hâkim sanatkârdır.

***

Onun elinde beraet etsek de, mahkûm olsak da gam yemeyiz. Halis ve safi adaletin tadı bize herşeyi unutturur.

Bu tadı taşımayan eserler bizim bahsimizin dışındadır. Bu gibilerin sanat sahasına niçin geldikleri anlaşılmaz. Mevcudiyetleri yüreğimizde ancak nedamete benzer bir his uyandırır.

1) Ustaişini şaheserin mukabili olarak kullanıyorum.