[Mümtaz Ziya / Nisan 1932]
Afyon, Cemiyeti akvamın kontrolü altında bir beynelmilel ticaret mevzuu olmuştur. Cihanın en yüksek kaliteli mühim bir afyon müstahsili olan Türkiye için bu itibarla afyon meselesinin hususî bir mana ve ehemmiyeti vardır.
Son günlerde bu ehemmiyeti lâyikıyle takdir eden hükümetin almak teşebbüsünde bulunduğu isabetli tedbirler afyon alım ve satımının millî iktisadiyatımız aleyhine olmak üzere dağınık bir şekilde devamında menfaattar olanları tam bir telâşa düşürmüştür. Afyon meselesini de bütün millî meseleler gibi lâubalilikle telâkki eden ve dava üzerinde ciddî hiç bir fikri olmayan bazı gazetelerin memleket için zararlı bir şekilde uyandırdıkları dedikodular hükûmetin isabetli kararları üzerinde bazı vatandaşlara şüphe verecek bir mahiyet almıştır.
Milletin ileri menfaatları mevzuubahs olduğu zaman perakende menfaat mücadelecilerinin daima ihdas edegeldikleri bulanık havaya rağmen en isabetli tedbirleri tereddütsüz ittihaz eden hükûmetimizin bu meselede de inandığı yolda tereddütsüz yürüyeceği tabiîdir.
Harpten evvel memleketimize temin ettiği para bir aralık 12.000.000 liraya kadar çıkan 1929-da 8.681.000 lira getiren afyon ihracatı 1930-da 3.396.000 lira ve 1931 senesinde ise ancak 2.817.000 lira temin edebilmiştir. Bu gelir tenezzülü, afyon ihracatımızın miktar itibarile azalmasından değil, hususi sebeplerin doğurduğu keskin fiat sukutlarının neticesidir. İhraç ettiğimiz beher kilo afyonun 1929 senesinde 23 lira 86 kuruş olan vasatî kıymeti 1930-da 12 lira 48 kuruşa ve 1931 de 8 lira 2 kuruşa düşmüştür.
Hiç bir emtiada görülmeyen bu keskin fiat sukutunun sebeplerini tesbit edebilmek için afyonculuğun umumî vaziyetine bir göz gezdirmek lâzımdır:
Afyon, ya alkoloit mürekkebatı istihsal eden fabrikalar tarafından ve yahut keyif ve iptilâ hasebiyle tütün gibi içilmek ve yenilmek için kullanılır. Afyonun böyle biribirinden ayrı maksatlarla kullanılması, dünya üzerinde biribirinden ayrı hareketleri olan iki pazar meydana getirmiştir.
Birincisi: Morfin, eroin ve mürekkebatı istihsal eden Avrupa ve Amerika pazarları,
İkincisi: Keyf için afyon kullanmanın taammüm ettiği Aksayı Şark pazarlarıdır.
Avrupa ve Amerika Pazarları:
Bu pazarlarda ham afyonun yegâne alıcısı adetleri mahdut ispençiyarî fabrikalarıdır. Alkoloit mürakkebatı imalinde morfin miktarı esas olduğundan Türk ve Yugoslav afyonları daima diğerlerine tercih edilir. Avrupa pazarlarında biribirine rakip bu iki memleket mahsulü karşısına son zamanlarda üçüncü bir rakip çıkmıştır: Rusya.
Kendi ihtiyacını evvelce Türkiyeden temin eden Rusya; son senelerde istihsalâtını tezyit ve ıslah ederek, morfin miktarını %8-den %12-ye ve afyon istihsalâtını da ihtiyacından fazla bir dereceye çıkarmakla Avrupa pazarlarında afyonlarımıza ciddî bir rakip olmuştur.
Avrupa ve Amerika pazarlarının senelik afyon ihtiyaçları 600.000 kilo kadar tahmin edilmekteydi. Fakat son senelerde Akvam cemiyetinin mukarreratı mucibince imalât üzerine vazedilen tahdidat, bazı fabrikaların kapanmasına sebebiyet vermiştir. Morfin, heroin ve mürekkebatının hattâ lejitim ihtiyaçlarda bile sarfının geniş bir kontrol altına alınması ve bu kontrolun ihdâs ettiği müşkülât afyonlara olan talepleri ehemmiyetli bir nispette azaltmıştır.
1929-da 6.000 sandık ham afyon istihlâk etmiş olan Almanya, İsviçre ve Fransadaki alkoloit fabrikalarının istihlâkleri 1930-da 3.000 sandığa ve 1931-de 2.500 sandığa tenezzül etmiştir.1 1930 senesinde yalnız başına 1.200 sandık afyon istihlâk etmiş bir alkoloit fabrikası 1931 senesinde ancak 50 sandık mal mubayaa etmiştir.
Bu şekilde daralan taleplere mukabil bu pazarlara mal veren memleketlerin afyon istihsalleri ise muntazaman tezayüt ediyor.
Avrupa Pazarlarına Mal Veren Memleketlerde Afyon İstihsalâtı:
Bu memleketlerin başında dünya alkoloit fabrikaları ihtiyacının üçte ikisini temin eden Türkiye gelir.
Türkiyenin Afyon İstihsalâtı:
Burada şunu bilhassa işaret etmek isteriz ki, memleketimizde usulü dairesinde tertip olunmuş ziraî istatistiklerin bulunmaması ve neşredilen rakkamlar arasındaki tefavüt herhangi bir mesele üzerinde doğru bir fikir serdini imkânsız kılıyor.
Diğer tetkiklerimizde de karşılaştığımız bu karışıklığa bir misal olmak üzere hakiki afyon ıstihsalâtımızı tesbit edebilmek için müracaat ettiğimiz resmî neşriyatın birbirini tekzip eden rakkamlarını verelim:
|
Türkiyede afyon istihsalâtı
|
||||
| - | 1926 | 1927 | 1928 | 1929 |
| İktisat Vekâletinin resmi neşriyatına nazaran2 | 105.000 | 114.000 | 210.000 | - |
| İzmir Ticarct Odası raporlarına nazaran | 315.000 | 231.000 | 330.000 | 190.000 |
| Afyon Tacirleri birliğinin nesriyatına nazaran | 330.000 | 262.500 | 360.000 | 225.000 |
Bu tabloya şunu da ilâve edelim:
İstatistik yıllığında neşredilen tahriri ziraî rakkamları arasında 1927-de umum Türkiyenin afyon istihsalâtı 112.257 kilo olarak gösterilmiştir. Halbuki aynı yıllığın diğer bir sayfasında yalnız İzmir mıntakasının 1927-deki afyon istihsalâtı 180.000 olarak gösterilmektedir. Diğer taraftan ise gümrük istatistiklerinde 1926-dan 1929-a kadar afyon ihracatımız şöyle tesbit olunuyor:
| 1926 | 1927 | 1928 | 1929 |
| 364.170 | 267.717 | 313.721 | 367.847 |
Biribirini tekzip eden bu rakkamlar arasında ihraç ettiği müsbet miktarla en uygun gördüğümüz afyon tacirleri Danışma yurdunun neşriyatını esas itibarile kabul etmek mecburiyetinde kaldık:
| Avrupa ve Amerika pazarlarına afyon veren Türkiye Yugoslavyanın son on senelik rekoltesi | |||
| Seneler | Türkiye | Yugoslavya3 | Yekûn |
| 1920 | - | 62.000 | - |
| 1921 | - | 33.000 | - |
| 1922 | - | 25.000 | - |
| 1923 | - | 42.000 | - |
| 1924 | - | 21.000 | - |
| 1925 | - | 148.000 | - |
| 1926 | 330.000 | 100.000 | 430.000 |
| 1927 | 262.500 | 55.000 | 317.500 |
| 1928 | 360.000 | 205.000 | 565.000 |
| 1929 | 225.000 | 38.000 | 263.000 |
| 1930 | 450.000 | 150.000 | 600.000 |
Görülüyor ki, Yugoslavya 1925′den itibaren afyon istihsalâtını evvelki senelere nazaran yüzde yüz arttırmıştır. Bilhassa Avrupa pazarlarına mal veren bu iki memleketin 1930 senesi istihsalâtı bir rekor teşkil etmektedir.
Son seneler rekoltesinin yüksek olmasına rağmen Avrupa ve Amerika pazarlarına afyon ihracatı evelki senelere nazaran artmamıştır. Bilhassa dahilde büyük bir himaye gören Yugoslav afyonlarının ihracatı rekolteye nazaran pek cüz’idir.
| Türkiye ve Yugoslavyanın afyon ihracatı (Kilo) | |||
| Seneler | Türkiye | Yugoslavya | Yekûn |
| 1920 | - | 66.300 | - |
| 1921 | - | 69.600 | - |
| 1922 | - | 36.500 | - |
| 1923 | 358.019 | 52.500 | 410.519 |
| 1924 | 202.663 | 10.300 | 212.963 |
| 1925 | 266.041 | 112.800 | 378.841 |
| 1926 | 364.174 | 87.500 | 451.674 |
| 1927 | 267.617 | 82.300 | 350.017 |
| 1928 | 313.721 | 146.500 | 460.221 |
| 1929 | 367.847 | 69.700 | 437.547 |
| 1930 | 272.280 | 36.000 | 308.280 |
| 1931 | 351.012 | 22.000 | 373.012 |
Avrupa ve Amerika pazarlarına ihraç edilen Türkiye ve Yugoslavya afyonları yekûnuna son zamanlarda bu pazarlarda büyük bir rol oynıyan Rus afyonlarını da ilâve etmek lazımdır.
Hariç Pazarlarda Türk Afyonlarının, Rakipleri Arasında Mevkii
İstihsalâtı 1925-den itibaren ehemmiyetli bir nisbette ziyadeleşen Yugoslav afyonları Avrupa pazarlarında yegâne rakibimiz idi. Fakat Yugoslavya afyonları, maliyet fiatının yüksekliği nazarı itibare alınırsa hariç pazarlarda afyonlarımız için ciddî bir rakip sayılmaz. Fiyatların yüksek olduğu zamanlarda Avrupa piyasalarında İran afyonları da görülmüştür. Fakat İran afyonlarının kalite itibarile düşüklüğü ve İranda afyon ihracatının gayet ağır vergiye tabi oluşu bunların Türk afyonlarına rekabet etmesine mani olmaktadır. Afyonlarımız için Avrupa pazarlarında asıl tehlike Rus afyonlarındadır. Bütün ihracat emtialarında olduğu gibi Rusyada maliyet fiatının hususî şartlara tabi oluşu, fiatlar nekadar düşkün olursa olsun, hariç pazarlarda Rus afyonlarının sürümünü temin etmektedir. Geçen ay Hamburg piyasasında %12 dereceli Türk afyonlarının kilosuna 18-20 İsviçre fırangı talep edilirken, Ruslar %12 dereceli afyonlarını 16,5 İsviçre frangı üzerinden satmakta idiler. Halihazırda Rusyanın afyon istihsalâtı senevi 150-200 bin kilo tahmin edilmektedir. Bu miktar cihan alkoloit fabrikaları ihtiyacını temin etmekten uzaktır. Fakat Rusyada şayet, afyon ziraatinin inkişafı birbirini takip eden beşer senelik programlara ithal edilmiş ise Avrupa ve Amerika pazarlarında yeni ve çok ciddî bir rekabetle karşılaşacağımızı şimdiden düşünmek mecburiyetindeyiz.
Cihan alkoloit fabrikalar ihtiyacının üçte ikisini veren Türkiye, Avrupa ve Amerikanın afyon pazarlarında hâlâ merkezi sikleti teşkil etmektedir. Bu pazarlarda görülen diğer memleketler afyonlarının afyonlarımıza rekabeti değil, bilhassa afyon ihracatçılarımızın hariç pazarlarda biribirlerine rekabeti, fiatların tezayüdüne mani olmaktadır.
Avrupa ve Amerikada 20-24 fabrikayı teşkil eden bütün alıcılar, aralarında tesis ettikleri bir kartelle afyon satıcılarına karşı tek bir cephe almışlardır.
Halbuki Türk afyonlarının satışı hâlâ ve hâlâ tam bir dağınıklık ve teşkilatsızlık içindedir.
Binaenaleyh bu vaziyet karşısında ittihazı icap eden hareket tarzları kendiliğinden tebarüz eder:
1- Tek cephe almış alıcılara karşı Türk afyonunu tek elden arz etmek suretiyle ihracattaki perakendeciliğe nihayet vermek.
2- Avrupa pazarlarına mal veren memleketlerle anlaşmak suretiyle piyasalara arz edilecek afyon miktarını kontrol altında bulundurmak.
3- Şimdiye kadar bağlandığımız pazar haricinde ve bunlara ilâveten yeni pazarlar taharri etmek.
Ve bu suretle Türk müstahsilinin emeğini kıymetlendirmek ve millî ticaret muvazenemizde mühim bir unsur olan afyon maddesinin ehemmiyetini kaybetmesine meydan vermemek lâzımdır.
Ancak bu tarikledir ki, 1929-da memleketimize 8.681.000 lira temin eden afyon ihracatımızı hattâ yine bu seviyeye çıkarmakla kalmayarak bu mata yüzünden memlekete giren kıymet yekûnunu 15-20 milyon liraya iblâg etmek imkân dahilindedir.
Türk afyonculuğunun şimdiye kadar bildiği piyasalar, alkoloit mürekkebatı istihsal eden Avrupa ve Amerika pazarlarıdır. Ve bu pazarların ihtiyaci -yukarda işaret olunduğu gibi- senevî ancak “2500″ sandık kadardır. Halbuki bu piyasalara mal arzeden Türkiye, Rusya ve Yugoslavyanın senevî rekolteler mecmuu vasatisi “6.500″ sandık tutar. Buna şunu da ilâve etmek lâzımdır ki, hali hazırda bu müstahsil memleketlerin elinde ayrıca bütün Avrupa ve Amerika pazarlarının iki senelik ihtiyacını karşılayacak kadar stok mal vardır. Binaenaleyh bu pazarlar artık tıkanmıştır. Bize yeni pazarlar ve yeni mahreçler lâzımdır. Bu mahreçler ise ancak, içmek için afyon kullanan ve bir zaman esasen müşterilerimiz olan (Şark pazarları)dır. Avrupa ve Amerikanın senevi “3.500″ sandık ihtiyacina ve buralara yapılan senevî “6.500″ sandık arza ve eldeki iki senelik stoka mukabil, Şark pazarlarının senevî istihlâki “20.000″ sandıktır. Buraya yapılan arzlar ise aşağıda izah edileceği gibi günden güne düşmektedir. Bu itibarla Şark pazarları Türk afyonculuğu için yeni ve zarurî fütuhat sahatalarıdır.
Tütün gibi içilmek için ham afyon mübayaa eden Uzak Şark pazarları.
Bu pazarların ham afyon istihlâkleri senevî 20.000 sandık demiştik. Bu miktar 1.540.000 kiloya; yani memleketimiz istihsalinin dört misline teadül eder.
Yemek ve yahut tütün gibi içmek suretiyle ham afyon istihlâk eden Şark memleketlerinin başlıcaları şunlardır:
Birmanya, Felemenk Hindistanı, Siyam, Hindi Çini, Hong-Kong, Makao, Formos, Mançuri ilâh… ilâh…
Birer müstemleke olan bu memleketlerin hepsinde afyon ticareti Cemiyeti Akvam kararları mucibince yerli hükûmetlerin inhisarındadır.
Bu memleketlerde ancak bu inhisar idareleri afyon ithal eder ve dahilde perakende satış yapabilirler.
Bu rejiler hep afyon ihtiyaçlarını harpten evvel Hindistan, Türkiye ve İrandan temin ederlerdi. Fakat:
1- Kaçakcılığa mani olmak maksadiyle ithalâtın bir nizam altına girmesi,
2- Müstehlikelere her zaman aynı cinsden mal verebilmek maksatlariyle.
Afyon ihracatını devlet inhisarı altına almış, Hindistanın afyonlarını daima tercih etmişlerdir. Bir taraftan bu müstehlik memleketlerdeki valiler, diğer taraftan Hindistan umumî valisi arasında aktedilen mukavelelerle biribirlerine bağlanmışlardır. Bu akitler perakende bir şekilde zaman zaman ortaya çıkan rakipleri bertaraf ederek Hint afyonlarına emin ve gelirli satışlar temin etmiştir. Diğer taraftan, bu suretle de afyon ithalâtını bir nizam altına alan müsteklik memleketler, afyonkeşlere daima aynı cinsten mal vermek imkânını bulmuşlardır. Fakat; cemiyeti akvam mukarrerati mucibince Hindistan bir plan dahilinde istihsalini tahdit etmektedir. 1924-te 1.430.000 kilo istihsal eden Hindistanın 1929-da afyon rekoltesi 800 bin kiloya tenezzül etmiştir. 1935-ten sonra Hindistan artık afyon ihraç etmeyecektir.
Hindistanın afyon ihracatını seneden seneye azaltmasi müstehlik memleket rejilerini daha 1929-da çok müşkül bir vaziyete sokmuştu. Bütün müstehlik rejiler meselâ:
“Hong-Kong rejisi halihazirda (1929′da) Hindistanın kendisine sattığı afyonlarla dahilî talepleri karşılayamamaktadır. Seneden seneye azalan Hindistan satışlarının yerini Türkiye ve Acemistan ithalâtta bulunmak suretiyle itmam için şimdiye kadar hiçbir tedbir alınmamıştır.”4
Görülüyor ki, Aksayı Şark yeni afyon satıcıları bekliyor. Afyon ihracatını bir elden idare eden Acemistan, yaptığı teşkilâtla Aksayı Şarkta yavaş yavaş Hindistanın yerine kaim olmaktadır. Senevî 100-150 bin kilo afyon ithal eden Felemenk Hindistanının, hariçten ithal ettiği ham afyonlar hakkında cemiyeti akvam raporlarında deniliyor ki:
“1916 senesinden evvel afyon rejisi Türkiyeden mal alırdı fakat 1916 ile 1926 seneleri arasında mübayaatını, aktettiği bir mukavele ile münhasıran Hindistandan yapmıştır. 1927-de birinci defa İrandan 133.182 kilo ve 1928 de yeniden Türkiyeden 10.000 kiloluk bir parti mal ithal etmiştir. (Cilt 2 sayfa 192)” denilmektedir.
Bu günkü afyon istihsalâtımızın yalnız başına yarısını istihlâk edebilecek Felemenk Hindistanı, demek evvelce Türk afyonu istihlâk eden bir pazardı. Mukavele ile bağlandığı Hindistan ihracatının azalmasiyle satıcılar arıyor. Fakat Türkiyede afyon ihracatı tek elden idare edilmediği için Türkiye afyonlarına bağlanmıyor. Felemenk Hindistanı 1928-de Türkiyeden yaptığı mübayaatı memleketimizdeki Hollanda konsoloshaneleri vasıtasiyle yapmıştır.
Hindistan ve İran ihracatlarını inhisar altında bulundurdukları için Aksayı Şark pazarlarına mal verebilmektedir. Ve satışlarını daima yüksek fiatlarla yapmıya muvaffak oluyorlar. Meselâ: İran hükûmeti beher kilo afyondan 22 şilin (22,5 T. lirası) ve Hint hükûmeti 80 rupiye ihracat resmi aldıkları halde mallarına müşteri bulurken biz afyonlarımızı, kilosunu 7 liradan bile elden çıkaramıyoruz.
Hulâsa; memleketimiz istihsalâtınin dört misli afyon istihlâk eden Aksayı Şark memleketleri, kendi ihtiyaçları olan afyonu tedarik edemedikleri, telâş içinde oldukları ve mütemadiyen yeni satıcılar aradıkları bir zamanda Türk afyonları pazarsızdır. Bütün tetkikler gösteriyor ki bu memleketler, Türk afyonlarını belki beher kilosuna 22,5 lira ihracat resmi vererek kendilerine satılan Acem afyonlarına tercih edeceklerdir.
Hattâ bu hususta Türkiyeye yapılmış bir teklif te mevcuttur. İngiltere ve Hollandadaki Türkiye Ticaret mümessili Kurtoğlu Faik Beyin ziraat kongresine verdiği rapordan şu malûmatı aynen alıyoruz:
1928 senesinde Lahide Somatra, Cava afyon rejisiyle alâkadar zevat ile temasa gelinerek ve Amisterdamişe Bankın 4 milyon florenlik azamî %7 faizli malî müzaheretinin de temini suretiyle bir millî afyon kontuvarı tesisi hakkında İktisat Vekâletine bendeniz tarafından tam bir proje takdim edilmişti. Hattâ Amisterdamişe Bank bu iş için sureti mahsusada Türkiyeye bir zat da gönderdi. Bu paralar afyon çiftçilerine bir kredi olarak dağıtılacak ve muayyen müddet zarfında İzmirde modern bir afyon müştekatı fabrikası yapılacaktı. Bu projenin istihdaf ettiği hedef daha o zamandan beliren afyon vaziyeti karşısında Hollanda rejisini, Hollanda sermayesini işe koşturmuş olmak suretile alâkadar etmek ve en başta bu reji olmak üzere diğer rejilerin de temelli müşteriler sırasına sokmaktı. Bu proje halen İktisat Vekâletindedir ve tekrar arz ederim ki, hem bugünün iktisadî tekniğine ve hem de cemiyeti akvamın siyaset ve telkinatına tamamen uygundur. Ve bugün için de Türkiye için bu projeyi tehakkuk ettirmekten daha muvafik bir yol olmadığı kanaatindeyim. Afyon vaziyetini tehdit eden ve gittikçe inkişaf eden vaziyet karşısında geç kalmamalıyız.
30-40 liraya kadar afyon satabildiğimiz 1928 ve 1929 senelerinde bu teklifler belki nazarı dikkatı celp etmedi. Hulâsa Türk Afyonculuğunu tanzim işini artık bir millî iktisât davası ve bir devlet meselesi olarak ele alınmak zamanı gelmiştir. Memlekete temin ettiği gelir iki sene içinde 8,5 milyon lirada 2,5 milyon liraya düşmüştür. İki sene evvel beher okkasına 40 lira ödenen Türk afyonu bugün ancak 8 liraya satılıyor.
1) Bir sandık 77 kilodur.
2) Büyük Millet Meclisine takdim edilen iktisadi rapordan.
3) 29-8-1930 tarihli La Bulgarie gazetesinden.
4) Aksayı Şark memleketlerinde afyon hakkında resmen tetkikatta bulunan Cemiyeti Akvam komisyonun raporlarından Cilt: 2. Sayfa: 246.